Bay Yeşil bu hafta hayvan hakları meselesine HAYTAP ile beraber yoğunlaşıp, pet shoplardan, yunus gösteri parklarına ve hatta hayvan barınaklarına kadar süren bir yolculuğa çıkıyor.
Uzmanlarla görüşüyor, masum hayvanların nasıl kaderlerine terk edildiğini gözler önüne seriyor.
Niğde’de çöp dağları arasına bırakılıp orada yaşam mücadelesi veren sokak hayvanlarının neden hastalıktan ve açlıktan ölmesine izin veriliyor?
Sokaklarda gözümüze çarpan başıboş hayvanlar kısırlaştırıldıktan sonra, alındıkları yere bırakılacaklarına Kemerburgazda sokağa atılıyor?
Çeşit çeşit hayvanın satıldığı pet shoplar sağlık koşullarına ne kadar uyuyor?
Pet shoplarda satılmak üzere yasal olmayan yollardan alınan hayvanlar Türkiye’ye nasıl sokuluyor?
Denizlerde bir gün içinde kilometrelerce yol katedebilen yunusların derinliği 4 metre olan havuzlarda eğitilip gösterilere hazırlanması ne kadar doğru?
Bay Yeşil kendilerini savunabilme şansı olmayan hayvanların haklarını enine boyuna masaya yatırıyor...HAYTAP üyeleri ile programa renk katıyor , destek veriyor.Pazartesi günkü prime timeda yayınlanan programı kaçırdı iseniz mutlaka tekrarını bu hafta sonu izleyin
Cumartesi : 14.00





Twitter
Myspace
Digg
Del.icio.us
Reddit
Yahoo
Newsvine
Googlize this
Facebook
NTV’de yayınlanan “bay yeşil” isimli programda
“hayvan hakları” ile ilgili yaptıkları program
benim bugüne kadar seyrettiğim “hayvan hakları”
için yapılmış en başarılı programdı.
Hayvanları acındırma, ağlak konuşmalar,
düşkün hayvanları göstererek sürekli bağış isteyen
kişiler yada “ego tatmini” yaparak kendi öven yada
övdüren kişiler bu programda yoktu.
Program birinci saniyesinden itibaren sizi alıp
götürüyor ve hayatın içinde insanlara normal
gelen birçok olayın aslında nasıl büyük bir
“hayvan hakları” ihlali olduğunu yumuşak bir dille
ama surata inen bir tokat şeklinde anlatıyor.
Bu program Türkiye’deki hayvan hakları ihlallerinin
bir numaralı nedeni olan,
barınağa tıkıştırdıkları hayvanları beslemeyi
hayvanseverlik ve hayvan haklarını korumak olarak
gören “dinazor”lara hayvan haklarının kedi-köpekten
ibaret olmadığını anlatıyor,
bataklığa sinek ilacı sıkmaktan öteye gidemeyen
bu kişilerin gerçek problemlerle yüzleşmeli ve
bu problemlerin çözümleri için uğraşmaları lazım…
Sadece barınaklarda yığılan binlerce kedi-köpeği
beslemenin soruna bir çare olamıyacağı çok açıktır.
Bu hayvanların nerden ve nasıl geldiğini araştırıp
çözüm bulmak gerekmektedir.
İşte programda bu anlatılıyor ;
“Petshop”lardaki hayvanları sömürmeye dayalı
düzeni ve buradaki kontrolsüz endüstürünün
hayatımızın içindeki acımasız sonucu olan
terkedilmiş hayvanların barınaklardaki ve dağlardaki
dramatik sonunu “hollywood”vari bir senaryoyla,
harika bir dille ve gerçeğin tüm çıplaklığı ile
izleyicilere sundular.
İstanbul Kemerburgaz’daki yaşayan kişilerin
belediyelerce kamyonlarla taşınarak
“ölüme attıkları” canlıları mütevazi olanaklarıyla ve
insancıl samimiyetleriyle nasıl hayatta tutmaya
çalıştıklarını son derece sade ve açık bir şekilde
sunuyorlar.
“öldürmeye çalışanla” “yaşatmaya çalışan”
arasındaki bu acımasız mücadelede mutlaka
kendinizden bir şey bulacaksınız.
Yunusların gönül yaralayan dramını anlattıkları
bölüm iddia ediyorum “hayvan hakları” adına
şuana kadar yapılmış en iyi anlatımdır.
Önce Öykü’nün akıcı ve anlaşılır bir dille yaptığı
muhteşem anlatımıyla hayvan haklarının
günümüzde geldiği noktayı sunuyorlar.
Öykü “tutsak yunuslar”ın yaşadığı akıl almaz dramı
harika vurgularla bütün çarpıcılığıyla anlatıyor.
Daha sonra Savaş dalgıç arkadaşlarıyla su altında
yaptığı sıra dışı hayvan hakları eylemini
“artık özgürce yüzemeyen tutsak her bir yunus için
bir dalgıçın onlar içim özgürce yüzerek bu tutsaklığı
protesto ettiklerini” söylerken
“neden bende onlarla beraber değilim” diye
düşüneceksiniz ve kendinize soracaksınız.
Bu program hayvan hakları dışında Türk toplumuna
çok önemli bir mesaj daha veriyor;
Toplumun büyük bir antipati ve tepkiyle baktığı
“hayvansever” yada “hayvan hakları” dendiğinde
akıllara gelen antipatik “hayvansever fotografı”nı
Öykü’nün sıradışı güzelliği ve
Savaş’ın gülümseyen sempatisiyle
değiştirmeye çalışmasıdır.
Türk insanında bulunan bu haksız önyargının
yıkılması emin olun Türkiye’de hayvan hakları adına
yapılmış en önemli hareket olacaktır.
Burada HAYTAP başkanı Ahmet Kemal Şenpolat’a
özel bir yer açmak lazım…
Bu kadar kaliteli ve önemli insanı bulmak ayrı bir
meziyettir, bu kişileri yan yana getirmek ayrı bir
meziyet. Bunlardan çok daha önemlisi kapasitesi
yüksek insanları yönetebilmek, bu kişilere başkanlık
yapmak ve başkanlığın sorumluluğunu taşımaktır.
İşte Ahmet Kemal Şenpolat’ın yaptığı budur.
HAYTAP şu anda Türkiye’de “hayvan hakları” adına
eylem ve söylem içinde olan en önemli kurumdur,
farklılığı, kaliteli insanları ve duruşuyla Türkiye’nin
Avrupa Birliği’ndeki diğer üye ülkelere belkide
sağladığı tek üstünlüktür HAYTAP.
HAYTAP’ın bu noktaya gelmesinde,
seviyeli duruşuyla diğer sivil toplum kuruluşlarına
örnek olmasında ve kendisiyle yarışarak sürekli
olarak çitayı yükseltmesinde aslan payı
Ahmet Kemal Şenpolat’ındır.
İyiyi düşünmek için göz kapaklarımı kapattığımda
gözümün önüne Öykü’nün muhteşem anlatımı,
Savaş’ın gülümserkenki isyanı ve
yunusların boğazdaki harika dansları geliyor…
Harika bir kurgu,
Harika bir senaryo,
Harika bir program…
Eğer seyredemediyseniz tekrarını mutlaka seyredin.
(tekrarlar NTV’de 21 ağustos cumartesi saat : 21.oo,
22 ağustos Pazar saat : 14.oo)
Emeği geçen herkesi kutluyorum…
Sevgilerimle,
Fırat Ahmet Yıldız