Reklam

Ahmet Kemal Şenpolat Yazıları

 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/galeriler/ilginc/sevgiengeltanimaz_500_439.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

I Clicked, I Clacked, And Thus I Protected Animal Rights!

I Clicked, I Clacked, And Thus I Protected Animal Rights!

 

Unfortunately, hundreds of thousands of animals on the world are slaughtered every day by humans, mostly through heaviest suffering. Since they are treated as "lesser souls" and they do not have media through which they can publish their anguish nor they have activists to protect their rights, less than 1/1000 of their suffering can get through to us.

 

Since animal rights activists are mostly disorganized and uncoordinated, such violations cannot be properly made into laws that prevent them happening again.

 

Most of the "animal lovers" who are aware of the situation just let their anguish out through cursing, damning or plainly swearing, thus simply choose to EXPRESS THEIR DESPERATION.

 

As we always said, disorganized and uncoordinated, day-by-day efforts serve to only drain peoples' energy and cause all the long-term struggle to go to waste just by a momentary decision of "street-smart" human species.

 

 

 

One of such short-term efforts that recently became widespread are the "virtual petition" campaigns, which meant protesting through Internet. For instance, if someone killed whales in Japan, just slap together a virtual petition which includes clicking on "YES" button and entering some text to convey the message.

 

Or if some dogs are slaughtered in Ankara, create another virtual petition site on the Internet, announce the site, have everyone click and clack on the appropriate spots so that this slaughter be protested as well and let everyone clear their conscience with a feeling of having their duty performed.

 

Honestly, how logical does it sound to you? Which slaughterer gets so impressed by a web site that he or she says "Wow, 70,000 clicks protesting what I did; I better stop doing it"?

 

Worse, such "Click and Clack" petitioning causes animal lovers to switch to a state of complacency by giving them a false sense of relief of having a duty done, which I personally failed to grasp so far.

 

The only valid communication method with the state is the physical and written means. In order to create a pressure one has to get an appointment for a face-to-face meeting, express the trouble and wishes in writing consciously, clearly, scientifically and if possible by referring to laws and regulations, and then negotiate.

 

 

 

A virtual environment that only you and your peers know is most likely a place where you browse when you're in the office. That is, that world virtually exists but has nothing to do with the reality. Actually, if these virtual petitions on the Internet were of any use, most problems including human rights, environmental rights, women's rights could have been resolved by now. For this reason, people who are physically involved with animals in shelters or in the streets do not understand this "Internet world" and rightfully show a strong reaction against it.

 

If we cannot reach the higher positions of the state or those of the organizations for which slaughterers work through public relations, lobbying, applying pressure on political parties or universities, education, panels, seminars, picketing, TV programs and brochures, which is a much harder way, or we prefer not to use these means because it's much harder, then believe you me that by this clicking and clacking and virtual petitioning we will only be doing PROPAGANDA among ourselves and nothing more.

 

In short, we will be proving the Turkish proverb "The hare was mad at the mountain but the mountain was unaware of it" with each click, thousands of times.

 

[Translator's note: I personally believe that the popularity of "virtual petitioning" in Turkey has a lot to do with the attitude of "somebody do something but I can't be bothered more than this", which showed tremendous increase in recent years.]

 

 

Of course, hundreds of alternative means to create pressure on aforementioned organizations and vicious people can be exemplified. However, unless these have been performed in a systematic and organized manner, hundreds of thousands of animals will continue to suffer.

 

Do you think minimizing seal slaughtering in Canada has been accomplished through clicking and clacking? Canadian government down to its individual representatives and ministers has been pressurized by organizations and national assemblies throughout the world sending a hail of official protests; hence the partial improvement. Even Canadian citizens were rallied by environmental organizations against their government to stop this senseless savagery.

 

Spain may put a ban on bullfighting not because of virtual petitioning. Because of official letters of protest and fear of reduced tourism revenues through boycotting, it is on the verge of stepping back.

 

If it had been this easy, fight for rights, which is a rather new event in the world history could have been resolved fast. Internet can only be effective only when a serious and respectable news site keeps posting articles on this issue continuously, and only to a certain degree. There are hundreds of thousands of people who are not part of that world since they do not simply turn on the monitor.

 

In summary, unless you are a day-by-day activist and you can take more realistic steps to realize your ideas, "you're in for it till the end".

 

Otherwise, you continue to be one of the hundreds of thousands of people who keep worrying, suffering and spreading unhappiness around yet folding their arms and doing nothing to pay what we owe to our animal friends.

 

Don't you agree?

 

Ahmet Kemal Şenpolat, Attorney At Law

President of Animal Rights Federation HAYTAP

 

 Bu metni türkçe olarak okumak istiyorsanız lütfen buraya tıklayın.

Son Güncelleme ( Pazar, 17 Ocak 2010 22:59 )

 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/insanlar/ahmetsenpolat7_559_371.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Don Kişot Köşesi Arşiv Yazılarının Tamamı

Don Kişot Köşesi Arşiv Yazılarının Tamamı




Çevre hukuku ve özellikle hayvan hakları konusunda Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı sayın Av. Ahmet Kemal Şenpolat'ın Don Kişot başlığı altında yazdığı yazıların tamamına ulaşmak için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız.

Bu yazıların çoğu bu mücadeleye yeni giren arkadaşlarımıza tecrübeler ve yasal mevzuat ile ilgili bilgiler sunması açısından faydalı olacaktır.

Lütfen ilgili link için tıklayınız


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/galeriler/yasam_hayvanlar/anne_olmak_1_250_376.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

GASP ! (*)

GASP ! (*)


Vicdanım bana diğer insanların söyleyeceklerinden
daha fazla hitap ediyor.

Cicero

..........

Çook uzun süredir düşünüyorum bu fikri…tahmininizden bile daha çok !

Ama ahlaki boyutunu kafamda bir türlü oturtamıyorum. Nasıl bir rezilliğin , ahlaksızlığın ve vicdansızlığın içinde olduğumuzu ancak onların penceresinden bakınca anlayabiliyorum sanki..sonra da o acı dünyayı gördükçe utanıyorum  .

Nasıl bir dünyada yaşıyoruz biz  ? Mağdur olan dostlarımız  ise kalkıp bunu söyleyemiyorlar. Çünkü duyguları olmasına rağmen dilleri  olmadığından ,  bizlere anlatamıyorlar. Karşımızda dilsizler ordusundan oluşmuş ama duyguları olan hisleri olan milyonlarca hayvancağız var.

Bugüne kadar yaptığımız düpedüz ise GASP !

Başka lamı cimi yok bunun. Hırsızlık değil , dolandırıcılık değil , hakaret falan hiç değil.

Tek kelimeyle gasp !

Biz nasıl oluyor da zavallı bir köpeğin ya da kedinin yavrularını ondan izinsiz alıp bir başkasına sahiplendirmek ya da satmak hakkını kendimizde buluyoruz ? Daha üç aylık bir bebeciği o dev gibi cüsseli vucudunuzla alın bakalım anasının koynundan .

Size ne diyebilir ki ?

Peki insanlar niye dana eti yerler de inek eti yemek istemezler ?

Ya da neden illa kuzu eti olsun diye tuttururlar. ?

Dikkatinizi çekerim kuzu da dana da daha yavrudur. Daha dünyadan haberi yoktur. Ama inek ya da koyun boyutuna geldiklerinde etleri sertleşir ve müşteri (!) tarafından tercih edilmezler. Onun için kasapların vitrinlerinde dana eti , kuzu eti yazar.

Lafın kısası yeni doğmuş bir yavru memeli her zaman , kaşarlanmış , bu dünyada daha fazla zaman geçirmişe tercih edilir. Tıpkı biz insanların genç körpeleri tercih ettiğimiz gibi. Ne kadar ahlaksız , ne kadar aşağılık yerleşmiş bir düzen bu böyle ?



Memeli hayvanlar hele inekler tıpkı insanlar gibi dokuz ay on gün hamilelik dönemi geçirirler. Kolay değildir bir canlıyı bir yıl boyunca karnında taşımak . Sonradan biri çıkar gelir ve o danacığı zorla anasından alır. Gasp eder. O yavru dana , esasında daha süt aşamasındayken annesinindir. Zavallıcık ses bile çıkaramaz yavrusunun elinden alınmasına.

Direnemez.

Gık bile diyemez.

Ya bir koyunun yanından alın bakalım şöyle laf olsun diye kuzucuğunu…Nasıl meler ? Nasıl içi gider. Bir şey yapamaz. Sadece sesiyle ortalığı birbirine katar. O tenezzül etmediğiniz koyun  büyük sürü içerisinde gelir bulur kendi yavrusunu. Ama biz insanoğlu acımadan alıveririz onu anasının kokusundan , yanından.

Var mı böyle bir vicdansızlık ? Kuzu ya ..kuzu ! daha üç aylık !

Filler sanırım iki yıl hamilelik yaşarlar. Geçen de izledim sirkte istedikleri hareketi yapsın diye anne fili doğurduğu yavrusundan ayırdılar. Sirkte istenilen hareketleri yapmıoyor diye cebirle , şiddetle yola gelmeyen fili , yavrusundan ayırdılar. Zalimliğin , kepazeliğin bu kadarı. Ne için ? iki ayak üzerinde kalksın da çemberden atlasın ve çocuklar el çırpsın diye. Zavallıcığı ayaklarından bağladılar ama bir yandan da daha yeni doğmuş yavrsunu da görebileceği ama ulaşamayacağı yere koydular.



Düpedüz “gasp” bu …bunun lamı cimi yok.

Zaten Türk Ceza Kanunda hırsızlığa verilen ceza gaspa verilen cezadan daha azdır. Çünkü gaspta hırsızlıktan farklı olarak cebir , şiddet vardır. Mağdura elinizdeki güçle boyun eğdirme vardır Ne yazıkki yasalar biz insanlar merkez alarak yapıldığı için , bu yazıda bahsetmiş olduğum düşünce sistemini olsa olsa maalesef  kedi ve köpek severlerden oluşan hayvanseverler değil belki ancak vejetaryanlar ya da gerçek hayvan hakkı savunucuları anlayabilir.

Yolda  giderken birisi gelip nasıl çantanızı sizin isteminiz dışında zorla kolunuzdan çekip aldığında sürüklenip arkasından bağırıyor ve yardım istiyorsanız ..ve acizliğinizden dolayı küfürler savurup o gasp yapan kişinin idamını bile isteyerek  lanetler okuyorsanız burada anlatmaya çalıştığım durum aynıdır....hiç farkı yoktur. Tek fark , farklı bir dünyada dönen olaylara gözlerimizin kapalı olması , gözlerimizi açmak istemeyişimizdir. .

Hırsızlık bile daha namuslu kalır bence bu ahlaksızlığın yanında.

İnsan olarak onlar karşısında dev gibi cüsselerimiz , dev gibi sopalarımız , zincirlerimiz tutsaklık şekillerimiz vardır  onlara karşı kullanabileceğimiz. Onlar bizlerden zaten hep işte bu yüzden korkuyorlar. Sadece bıçak korkusu değil , gerçekten onlara ait bir şeye zorla el koymamızdan

Ve biz bir anda keyfimize keder el koyuyoruz aslında bizim olmayan bir “cana”



Köpek yavruları ürettirip  sonra onları sahiplendirme adı altında satmak nedir ? Ya da sirklerde şaklabanlık yapsın diye anne  ayıyı ininde silahla vurup yavrusunu hile ile alıp talim ve terbiye ettirmek ?  Hangi hakla biz bir yavruyu anasından ayırabiliriz ?

Bir insan ne hissederse , özellikle memeli olanların hepsinin aynısını hissetiğini biliyorum. Tıpkı bir diş acısı , kulak ağrısı , karın ağrısı gibi. Onlarda da annelik duygusu olmadığını kim söyleyebilir. Sadece süt verirken mi annedir onlar sanki ?

Tek farkımız , biliyorsunuz onlar söyleyemezler , dile getiremezler... Anlatamazlar.  Neymiş “kuzu sote” olacakmış illa .

Yunus parende atmalıymış ki , yavrusunu görebilme hakkına sahip olsun diye. Yahu , onun hakkı o. İlla senin mülkiyetinde doğum yaptı diye ondan gelen soya sopa sen faturalı malmış gibi nasıl sahip olursun ? Maymunları , ayıları anavatanlarından ayırıp nasıl hayvanat bahçelerine tıkarsın. Nasıl kıyarsın bu masumiyete ? suçları öteki olarak doğmak mı ?

Yok kardeşim kabul etmiyorum ben bu düzeni !

Dünya düzeni böyle yerleşmiş ama isyan ediyorum ben buna. Belki 500 sene sonra anlaşılır bu dediklerimiz ama gerçek bir vicdansızlık ve ahkaksızlık örneği sergiliyoruz özellikle memeli hayvan dostlarımıza.

Mülkiyet esasından bir türlü onların da haklarının olduğu esasına geçemiyoruz.Sahiplerini korumayı onlara korumaya tercih ediyoruz sanki.

Kullanmış olduğumuz bu cebir ve tehditi onlar bize karşı kullansalar ve biz en sevdiklerimizden ayrılmak zorunda kalsak dünyayı nasıl zindan ederiz di mi onlara ? ama ya biz ? her gün bir yenisini bir yenisini daha yapmıyor muyuz ?

Onların dünyasında düpedüz gasp işlemiyor muyuz ?

Onun olana kendi kuralımıza göre canını hem de nasıl  acıtarak , psikolojik buhran geçirterek ,  onları ağlatarak , belki de yavrusunu gözü önünde keserek , o zavallılara el koymuyor muyuz ?

Gasp etmiyor muyuz onların o bilinmeyen dünyasında yaşanan merhameti ?


Av. Ahmet Kemal Şenpolat
Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı

































                                                      CONFISCATE


My conscience is more to me
than what the world says.

Cicero 




 

I have been thinking about this notion for a very long time, longer than you can guess!

However I can not figure out the moral side of it. I can only understand the disgrace, impudence, unfairness of human kind only when I look from their point of view, and then I feel shame to see this harsh world.

What kind of a world do we live in ? And the victims, our friends, they do not even mention it. They can’t tell (explain) as they are speechless though they have feelings. There is a speechless army consisting of millions of animals over the way, but all with feelings and sensation.

What we have done up to now is truly usurpation !

There are no buts about it. It is neither theft, nor fraud or insult. Its confiscate !







It is truly to confiscate !

How come we feel that we have the right to set the babies apart from a poor dog or a cat without permission and sell or give them away to be owned by human kind ?  Try to take a 3 months old little baby from the mothers arms…

What could she tell you ?

Well, why do people eat veal meat and do not prefer cow meat ?

Or why do they insist on eating lamb meat ?

Please pay attention that either lamb or veal is still immature. They are worldly innocence. However, when they grow old and become cows and sheep, their meat become tough and they are not preferred by the customer (!) anymore.

In brief, a newborn mammal is always preferred to an old mammal, just as how human being prefer young and tender. What a wicked and cheap system is this ?

Mammals, especially cows have a 9 months and 10 days pregnancy period exactly as human do. It  is not an easy job to carry a living thing in your tummy for a year. Later on someone comes up and takes the little veal apart from the mother, shortly wrests. However, that little veal still belongs to her mother during nursing period. Poor mother can’t even object her little baby being stolen from her. She can’t fight back.

She can’t even utter a peep.

Try taking the little lamb away from the sheep… How she will bleat! How she feels sorrow! She can’t do anything except for popping off bleaking around. That sheep you despise is able to find her baby in the crowded herd. However, human kind is able to set the baby apart from his mother without mercy.

How unfair! He is just a little lamb, only 3 months old!

I suppose elephants have a pregnancy period of two years. I watched a couple of days ago, they separated the mother elephant from the infant in order to force her make the move they wanted.  They set them apart violently by force only because the mother did not make the moves they wanted. How cruel ! How shameful ! Why all this ? Only for the elephant to stand up and jump into the hoop and the children to applaud. They tied poor mother on the legs and besides put the newborn infant far from her, where she couldn’t reach but she could see.

This is truly unfair  ! There are no buts about it.


Criminal for theft is softer than the criminal for wrest under the law of Turkish Penal Code, as compared to theft, wrest includes violence and force. Wrest includes subjection of the victim by force. Sadly, as the laws are mostly human kind based, only cat&dog lovers.



It is exactly the same thing as how you feel when someone comes up and snatches your bag violently and you shout at his back and cry for help and then swear behind him helplessly wishing for his execution.. There is no difference. The only difference is that our eyes are closed for incidents of this unusual world and that we do not want to open them.

Theft is more honourable compared to this impudence.



As human kind, we have an enormous  body, gigantic sticks, chains and various ways of captivity to use against them. Those are the reasons why they fear us, not only the fear of knife but also the fear that we cause them by seizing their property by force.


And suddenly we seize ‘a life’ which is not meant to be ours.

What kind of business is it to produce and sell puppies under the name of finding puppies a home ? What law gives us the right to set the baby apart from the mother ?



I am sure of one thing that all mammals feel the same as human do. Just like a toothache, stomachache or earache (pain in the ear). Who can say that they do not have mother feelings ? Are they considered as mothers only when they are nursing ?

The only difference between us is as you know they can’t say, express.. They can’t tell.  And stil some of us insist on lamb sauté
 

A dolphin should somersault in order to have the right to see her baby. For God’s sake! This is her right. How come you own her family as if they are your invoiced property only because she gave a birth under your responsibility ? How come you cram monkeys, bears into zoos tearing them apart from their homeland ? How come you ruin this innocence ? Is it their excuse to be born as ‘the others’ ?

No man, I do not agree to this system !

This system of the world is already accepted, however I strictly rise against it. What we try to tell might be understood in 500 hundred years from now, but the fact is that our behaviour to our mammal friends is totally unfair and disagreeable.

We can’t change the fact of possession in our minds and accept that they have their rights as well. It’s likely that we prefer defencing their owners’ rights rather than their rights.

 
What if they threaten our lives violently and set us apart from our family as how we do to them ? See then how we put them in great distress. But, when it comes to us, don’t we repeat the same behaviour every day ?

 

Don’t we seize the poor ones and their property according to our rules by killing their babies right in front of them, making them cry, causing psychological crisis and giving them pain ?

Don’t we confiscate  the mercy in their unknown world ?


Ahmet Kemal Şenpolat

Attorney- At- Law
President of Animal Rights Federation HAYTAP in Turkey





 

 

 

Son Güncelleme ( Cuma, 13 Kasım 2009 15:46 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/pictogramlar/kuduzasisineden_442_351.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Kuduz Aşısını Sen Neden Yaptırmadın Ey Köpek ?

Kuduz Aşısını Sen Neden Yaptırmadın Ey Köpek ?

Kuduz ve hatta uyuz hakkında her sene Türkiye'nin bir yerinde talihsiz dramlar yaşanıyor . İnsanlar çocuklar bebeler aramızdan ayrılıyor..Maalesef  insanoğlunun yapmak istemediği görevinin acısını yine zavallı hayvanlarla beraber masum insanlar  çekiyor. Tüm uyarılara rağmen zamanında konuya ilgisiz yetkililer tarafından yapılmayan aşılar ve bakımlar bir anda ülkenin bir yerinden yürekleri ağızlara getiren haberlere neden oluyor. İstiyorlar ki hayvanlar yürüyerek kliniğe gitsinler her sene aşılarını yaptırsınlar , vergilerini verdiğimiz devlet memurları da maaşlarını tıkır tıkır alsınlar..bir kuduz aşısının maliyeti  bir ytl (1 YTL )iken bunu bile yapmayan , ama katliam emrini rahatlıkla veren bir toplumda yaşamaya mahkum olmamız isteniyor.

BELEDİYE veterinerlerinin ve ilçe tarım görevlilerinin, buna bağlı olarak BELEDİYE BAŞKANININ , İL TARIM MÜDÜRÜNÜN , VALİNİN ve KAYMAKAMIN görevlerini ihmal etmeleri, devlet tarafından milyonlarca olarak üretilen ve hizmete sunulan KUDUZ AŞILARINI görevlilere yaptıramamaları nedeniyle KUDUZ çıktığı ifadesiyle köpekler toplanmaya başlanıyor ve göz açıp kapayana kadar insan sağlığını korumak adına katlediliyor...bunun yetkisini de 3285 sayılı yasadan alıyorlar...hatta 5199'dan ...evet yanlış okumadınız ...5199 sayılı hayvanları koru-ma kanunundan.. ve daha da vahimi suçu garip sokak hayvanlarının üstüne atmakta hiçbir ahlaksızlık görmüyorlar...sanki o hastalığa düçar olmak o hayvanların suçu..sanki o hayvanlar zamanında tarım il müdürlüğünün kapısına dayanıp bu aşıları yaptırmadıklarından bu felaketler başa gelmiş gibi kamuoyunu yılllardır yanlış bir şekilde yönlendiriyorlar..

Halbuki yasayı işlerine geldikleri gibi yorumlamalamaları , saklandıkları o görev zırhının altında çok işlerine geliyor...


Aslında kuduz ya da uyuz hastalığının çıkmasına kendileri neden olduğunu kabul ettirebilsek , yani "açıkça sizler , TCK ya göre bu aşıları zamanında yapmayarak zaten görev ihmalini baştan oluşturdunuz , görevinizi yerine getirmediniz onun için insan çevre ve hayvan sağlığını siz tehlikeye attınız ey yetkililer" diye anlatabilsek , diye bunu duyurabilsek ....çok şeyi değiştireceğiz..


Mağdurlardan birisinin idare mahkemesine tam yargı davası açması devletin sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyacak aslında. giden canı geri getirmeyecek belki ama görevini yerine getirmeyen , vergilerimizi değerlendiremeyen devletin görevlileri bundan dolayı kesinlikle sorumlu olacaklar.
Oysa , bu zırha sığınmış devlet görevlileri sanki istiyorlar ki hayvancağız her yıl belirli dönemlerde ayaklarına gelsin aşısını olsun..."armut piş ağzıma düş"...ama kazara da kuduza yakalanırsan tüm arkadaşlarını " önce insan" mantalitesi ile acımasızca hastalığa yakalandıklarına bakılmaksızın öldürmek ve bunu bu insanlara hizmet ediyoruz biz diye KAHRAMANCA ANLATMAK...çok sıkıştıklarında da  ödeneğim yok demek .


Bu konuyla ilgili hassasiyetimi uzunca süredir anlatmaya çalışıyoruz. 5199 sayılı yasanın UNUTULMUŞ BİR MADDESİNİ AŞAĞIYA AKTARIYORUM. LÜTFEN DİKKATLE OKUYUN :
Saklı hükümler
MADDE 31. - 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu, 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri saklıdır.


YASANIN BU MADDESİNİN DEĞİŞTİRMEK İSTEMEMİZİN NEDENİ VE GEREKÇESİNİ İSE ALTERNATİF YASA TASLAĞINDAN BURAYA TEKRAR GEÇİYORUZ :
3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanun hayvan itlafını kanunl hale getirmektedir ve bu kanunun ruhu ile diğer kanun çelişmektedir. 3285 sayılı Kanunun ilgili maddelerinin kaldırılması halinde özellikle bu Kanunun  6.maddesinde olması gereken alternatif yöntem anlatılmıştır.  Anılan kanunun ilgili maddeleri, asıl amacı hayvanları korumak olan bu kanun ile tamamen çelişmekte, hayvan haklarını bir “şüphe” uğruna yok saymakta ve acımasız bir kıyıma dönüşebilecek harekete neden olmaktadır. Bu  nedenle 3285 sayılı Kanunun bu maddeleri  kaldırılmalıdır. Amaç hayvanları ortadan kaldırarak çözüme ulaşmak değil , bilakis onlarla beraber toplumsal çözüm sağlamaktır.  Bunların yerine kaim olmak üzere zaten bu kanunun 6. maddesinde nasıl davranılacağı ve hareket edileceği belirlenmiştir.

Bir yandan Hayvan Hakları Kanunu düzenleyip diğer yandan büyük bir istisna bırakarak “ şüphe halinde dahi” toplu itlaflara , zehirlenmelere izin vermek kanunlar arasındaki başka bir tezatı oluşturabilecektir. Kuduz ve benzeri sağlığı tehdit eden bulaşıcı hastalıklar nedeniyle  bu kanunun 6. maddesi ve bu maddeye bağlı olarak yayınlanacak  yönetmelikler ortaya çıkacak boşluğu dolduracaktır. O nedenle bu kanun ile 3285 sayılı kanunun 18-34 ve 36. maddelerinin bu kanun ile yürürlükten kaldırılması gerekir.


Geçen sene yapılan 2. Ankara yürüyüşünde kürsüde yaptığım konuşmada da özellikle bu hususa değinmiştim . ( Nesrin Çıtırık Hanım sağolsun hayatının konuşmasını yaptın demişti  ) Yasanın değişmesi gerekli en önemli maddesi bu 31. maddesidir. Yasa bir yandan hayvanları koruma diye ortaya çıkıyor , 31. madde de ise istisna hükümleri bildiriyor..yani 3285 SAYILI HAYVAN SAĞLIĞI VE ZABITA YASASI HÜKÜMLERİ İSTİSNADIR , BEN KUDUZ ( hatta uyuz ) ŞÜPHESİ ( veya benzeri salgın hastalık ) GÖRÜRSEM yasa masa dinlemem , itlaf ederim diyor. Ki uyuz bile tedavisi günümüzde o kadar basit bir hastalık ki...

Kuş gribi nedeniyle de yapılan katliamın dayanağı işte bu maddeydi zaten.


Bundan sonra çıkacak olası kuduz vakalarında verilecek katliam kararlarında da verilecek dayanak , yaslanılacak maddeler maalesef hep bu olacaktır. Oysa hiçbir zaman bizlerin aklına , medyanın aklına GÖREV İHMALİNİ , MESAİYE BAĞLI DEVLET MEMURLUĞU ANLAYIŞINI , AKŞAM 17:00 'de KAÇACAK SERVİSE YETİŞMEK ZORUNDA OLAN MERHAMETİN UNUTULMUŞLUĞU hiçbir zaman gelmeyecek...Ama biz bilgisiz ilgiler ile ilgisiz bilgililere inadına anlatacağız..

Öncelikle 3285 sayılı yasanın bu hükümleri kalkacak , KAMU GÖREVİNİ İFA ETMEYEN DEVLET GÖREVLİLERİ TEKRAR İFŞA EDİLECEK ve bu kuduz dramı artık sona erdirilecek. 21.yy Türkiye!sinde hala kuduz gibi bir hastalığın olması da ülkenin gelişmişlik düzeyini göstermesi bakımından da kimseye emsal olmayacak.


Lafın kısası ve özü 3285 ile devlet  elinde çekiç tutuyor.

Elinde çekiç tutan da karşısındaki  her şeyi çivi olarak görüyor ! ..


NOKTA.


Av Ahmet  Kemal Şenpolat

 

Son Güncelleme ( Cuma, 16 Ekim 2009 18:50 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/pictogramlar/bayanpinokyo_320_315.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Olmaz öyle şey !

Olmaz öyle şey !



Ben kedileri seviyorum

Bazen de köpekleri …ama kedileri daha çok...

Ama kebap yerim kardeşim..nasıl olsa kesiliyor inekler..ben yesem de yemesem de kesiyorlar..yerim o zaman o köfteyi..hem de löpür löpür

İkisi farklı şey anlamıyorsunuz siz beni..

Ben barınaklara gidiyorum..ben orada bok temizliyorum..ama soğuk oldu mu da deri ceketimi de sırtıma geçirip öyle gidiyorum  ..kurban bayramında da maddi gücüm ayıptır söylemesi biraz az olduğundan her sene "tosuna" giriyorum…

Aha buradan bi daha söylüyorum..benim kadar kimse sevemez o garipleri ....

Çocuğumu hayvanat bahçesine de götürürüm…hem piknik yapar , hem kafes arkasındaki maymunlara bakar..hem aslan görür aslan gibi olur , hem de ayı görür …ayı…! Kafes arkasındaymış…herhalde orada olacak..çıksın da bizi mi parçalasın..? Evdeki paparaları götürüyoruz , çaktırmadan veriyoruz ya kafes arkasından ... işte aç kalmasın …

Ben anlamıyorum sizin hayvan sevginizi…hiçbirinizi etrafımda göremiyorum ki !

Benim adam da güvercin besliyor damda…oldu 68 tane..hepsi de eğitimli..onların evlendiğimizden beri hastası…her hafta güvercin pazarında….son zamanlarda takdir edeceklerine apartmandan şikayet ediyorlar , hiçbiriniz de kalkıp yardım bile etmiyorsunuz bizlere…hani hayvan sevginiz vardı ? Nerdesiniz ey koca koca dernekler ? O güvercinler kış günü mahkeme kararıyla kapıya konursa hiç mi vicdanınız sızlamayacak..soğuktan ölecekler yavrucaklar..hepiniz sorumlusunuz..

Geçenlerde sirk gelmiş taaa İtalyalardan…bunu bile bahane ettiniz ya…..bir cumartesi günümü böyle güzel faydalı sosyal etkinlik içinde geçiriyorum diye..topladım okuldaki öğrencilerimi götürdüm…nerdesiniz sizler ey hayvanseverler ? hiçbirinizi göremedim oralarda…

Gelin de siz de biraz iyi tarafından bakın ..her şeyi eleştiriyrosunuz…o hayvanlar telden tele atlarken , ipten ipe geçerken öğrencilerimi  el çırparken görecektiniz..hepsi fotoğraf çektirmek için birbiri ile yarıştı o cumartesi günü...alkışlardan elleri kızardı ...





Çıkışta da , hadi sizin gönlünüz olsun diye hamburgerciye değil…beyaz et yemeye tavukburgerciye götürdüm…beyaz et yesinler de sağlıklı olsunlar çocuklar da gönlünüz kalmasın.

Ha bu arada bir heyecanımı da paylaşayım sizinle...Şu meşhur ötv – kdv indirimi var diye , yıllardan beri almak istedim bir deri koltuk takımı vardı…18 takside girip onu da aldık..şööle güzel güzel evin içine bir yerleştiki ..sevincimden uçuyorum bugünlerde…oğlana da üniversiteyi bitirdi diye yine deri koltuklu bi araba çektik altına....krediyle…aman bu indirimler bitmeden siz de hemen gidin alın…indirimler o kadar iyi geldi ki , eskiden yanına yaklaşamayacağımız saf deri mahsulü ürünler bile ulaşılabilir oldu..allah bu devlete millete zeval vermesin..

Çok mutluyum çok..


Haydin beni çok oyaladınız ..şincik gideyim de köpişlere papara hazırlayayım…siz de oturun memleketi kurtarın.

Son Güncelleme ( Cuma, 16 Ekim 2009 18:26 )

Sayfa 1 > 10