Reklam

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanatbahceleri/aslan_hayvanat_bahcesi_400_294.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

(*) Hayvanat Bahçelerine De Hayır !

(*) Hayvanat Bahçelerine De Hayır !

Neymiş , sevgiyi çocuklar orada tadacakmış ? Televizyonlarda gördükleri hayvanlar ayaklarına kadar gelip fiziki görünümleri ile onlara hizmet edeceklermiş.

Afrika ‘da yaşayan bir fil ,çita ya da  aslan ; ormanlarda yaşayan bir boz ayı , güney kutbuna yaşayan bir penguen ,  ağaçlarda daldan dala zıplayan mutlu bir maymun kafes içine tıkılıp , küçücük alanlara tıkılınca belediyenin hızmeti gidecekmiş vatandaş ayağına.

 

Geç kardeşim geç !

Dünyanın her tarafında hayvanat bahçeleri arkalarında sponsor olmasına rağmen zarar eden kurumlardır. Buradan kimse kar zaten beklemesin . Adı ben de saklı kalsın dünyada şu ana kadar gördüğüm zaten bir ya da iki tane hayvanat bahçesi var  tam anlamıyla eko sistemin sağlandığı , hayvanların kafesler arkasında olmadığı ve özgürce insanlarla beraber dolaştığı ..geri kalanların hepsi Avrupa’da da olsa Amerika’da da olsa petshoplardan  farkı yok.

Sevgileri tutsak edip , kafes arkasından çocuklara bu hayvanları izletmek ne derece doğru ?  Yaşamaya mahkum etmekten  ne farkı var bu yatırımların.

 

Japonya’da “cehennem” adı verdikleri bir alanda koskoca filin küçücük alanda sıkışmasını insanlara göstermek , Amsterdam’daki hayvanat bahçesinde  Afrika’dan Hollanda’nın soğuk iklimine getirilmiş zavallı koca gorilin kafes arkasındaki çaresizliğini , Paris’teki şempanzelerin  camekan arkasındaki hüzünleri ya da Vancouver’daki deniz memelilerin şaklabanlık adına aquarium adı verilen yerlerde tutulmaları inanılır gibi değildi.

 

Ya bizdekiler ? Yıllardan beri Ankara’daki Atatürk Orman Çiftliği , Atatürk’ün mirasına aykırı olarak giderek imar kirliliği ile küçülüyor , üstüne üstlük hayvanlar hala eziyet içinde kafesler ardında tutuluyor.  Ya İzmir’de Pak Bahadur adlı fil 55 yıl beton zeminde çektiği ile kaldı ve ancak ölerek kurtuldu bu eziyetten. Yeni yapılan İzmir Sasalı hayvanat bahçesi ise öncekine göre büyük ancak bir aslana , bir pumaya , bir kaplana , bir zebraya göre çok küçük. Hem saatte 50km koşabilir diye kapısına açıklama yapıyorlar bu hayvanların , hem de kendi doğal türlerine aykırı şekilde daracık ortamlarda tutuyorlar. Kocaman aslana göre küçük , size göre büyük ortam onlara hiç yeter mi ?


 Maraş'ı, Konya'yı ve Gelibolu civarında benzin istasyonlarına müşteri daha fazla gelsin diye hapsedilen özel hayvanat bahçelerini anlatmak bile istemiyorum.

 

Ya Samsun’da deniz kenarında tutulan kaplan ve boz ayılar...bir zevk uğruna hapsetmek için değer mi ? Hem de deniz kenarında rüzgara karşı bir hayvanat bahçesi ..ölecek bunlar dememe kalmadan zavallılar ana yurtlarından binlerce km uzakta öldüler...aslandan kaplandan anlayan veteriner var mı da istihdam ediyorsun ?  Kaçkarlarda yaşasa olmuyor mu o zavallı ayıcıklar ? Sinirden kafes içinde çıldırmışlar oradan oraya koşturuyorlar...ya Tarsus ? Canım Tarsus..ben o kaplanları küçücük ,daracık kafeslerde 45 derece sıcak altında gördükten sonra gider miyim sanki bir daha ? O tarihi kente yakışıyor mu ? Yıllardır yazışıyoruz Tarsus’la kapattıramıyoruz ..daha büyük alana geçmeyi bize teklif ediyorlar..kabul eder miyiz hiç ? Biz standartları tartışmıyoruz ki ?

Arada sırada televizyonlarda Çin'de gördüğünüz pandaların büyük bir özenle yetiştirildiğini bakıldığını görüyorsunuz ? Neden ? Çünkü Amerika'daki hayvanat bahçeleri bu sevimli ve iki yılda bir zar zor ancak bir tane doğuran ayıcıklar için milyon dolarlar ödüyorlar. yani sevgi mevgi palavra...hepsi para ! Para için , onların tutsaklığı için bu kadar emek ve enerji.

En büyük felaket ise maalesef Ankara’nın başına gelebilecek gözüküyor...seçim taahhüdü  olarak maalesef başbakan’dan bile en büyük hayvanat bahçesi yapılma lafları çıktı..

Daha sokaktaki kediye köpeğe , bakımevlerindeki zavallılara bakamayan bir belediye nasıl olacak da kartala ,  maymuna , zürafaya bakacak ?  Daha sokakta trafik kazası geçiren hayvana ambulans ve veterinerlik hizmeti veremeyen bir belediye nasıl olacak da bir penguene , büyük kaplumbağaya ,  timsaha,   gergedana hizmet verecek ?

Bilmiyorsunuz canım kardeşim bu işi..bilmiyorsunuz.. Bütçeniz olsa bile bilgi birikiminiz yok..donanımınız yok..getirmeyin artık şu hayvanları Asya’dan Afrika’dan buralara..

Hapsetmeyin sevgiyi demir kafesler ardına..gerekiyorsa kısa yaşasınlar ama özgür yaşasınlar annelerinin yanında , doğal ortamlarında..yazık paramıza..önce insanlar dururken neden bu yatırım buradaki hayvanlara ? Ha söyler misiniz bana ..insanlar açken , işsizlik varken , çocuklar hastanelerde ölürken ,  neden hayvanat bahçelerine yatırım yaparsınız ?

Al sana kapı gibi klişe slogan ..senin devamlı bana karşı kullandığın cümlen..hadi al kalemi savun

bakayım kendini !

HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı




To read this article in English please click here

Son Güncelleme ( Perşembe, 17 Kasım 2011 12:03 )

 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/gazete_haberleri/taraf_gazetesi_asenpolat_500_2701.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Heyecanınızı Ne Öldürür ? Şenpolat- 20 Soru

Heyecanınızı Ne Öldürür ?  Şenpolat- 20 Soru

Son Güncelleme ( Perşembe, 17 Kasım 2011 13:11 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/kopekler/apollo-lute-riviere1_600_358.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Velevki Yasa Kabahatler Kanunu Kapsamından Çıktı ?

Velevki Yasa Kabahatler Kanunu Kapsamından Çıktı ?

Daha önceden de yazmıştım ama sanırım olayın  medyatik boyuta gelmesinden dolayı,  yasa değişikliği  sanki sadece kabahatler kanunundan ceza yasasına geçtiğinde düzelecekmiş gibi bir intiba oluştuğunu görüyorum.

 

Dikkat edin hayvan katliamlarının çoğunda fail meşhur ama meçhul !

Yani fail bilinmediği sürece isterse idam cezası gelsin sorunumuzu çözmüyor

Esas katliamı yapan kişiyi bulamadığınız sürece ( ki olayların ancak %20-25 gibi bir durumunda bilebiliyoruz ) kabahatler kanunu değişikliği bir işe yaramayacak.


Örneğin 5199 “sadece”  ev ve süs hayvanlarının türüne özgü koşullarda yaşamasını  kapsıyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi ? kafesteki özel mülke konu ayılar , dolfinariumdaki yunuslar , morslar , , hayvanat bahçesindeki aslanlar kaplanlar ne olacak ? Deney merkezlerindeki zavallı hayvanlar ? Kariyer sağlamak için üniversitelerde hayvanlar üzerinde deney yapan asistanlar , doçentler ? yani koşullu etik körlüke izin verilecek mi ?

Peki ya hayvan sahibi şikayetten dava açıldıktan sonra bir anda vazgeçerse ? fail ile anlaşırsa ve kan parası alırsa ????

 Ya da diyelim 3285 bırakın kuduzu , tedavisi mümkün uyuzdan bile şüphe halinde bile beledeyelere toplu olarak hayvanları öldürme yetkisini hala vermeye devam ediyorsa ve bu madde 5199 içinde gizli olarak hala duruyorsa  ?

Veyahut kamu görevlisinin yaptığı zehirlemeyle vatandaşın yaptığı zehirlemeye aynı cezayı vermeye kalkarsa ?

Petshop sahibi kaçak olarak hayvan getirip ve merdiven altında üretmeye devam edip ,  idari para cezası ile geçiştirilip mahkeme huzuruna çıkamayacaksa ?

Hayvan dövüş siteleri halen bizlerin web sitelerinden en az on kat daha fazla izlenme oranına sahipse ? yayın yapmaya devam edeceklerse.??

Radyo televizyon programlarında prime time daki eğitim sürelerine dakika eklenmeyecekse ...

Hatta trafik kazaları sonrası mağduriyeti gidermek için zorunlu sigorta kapsamı teminatına hayvanların tedavileri  girmeyecekse

Bunların hiçbirini kabahatler kanunun ceza kanunu kapsamına alması düzeltmeyecek..hatta 2 yıl altı verilecek olası hapis cezası yine CMK gereği adli para cezasına çevrilecek..yani yasa ceza kanunu kapsamına girecek ama gerekli ceza çıkmadığı için ama dağ fare doğurmuş olacak.

Televizyon programlarında , gazetelerde insanların da bilinçlenmesi ve dikkat çekmesi için genelde kabahatler kanunu  , petshoplar , musluk vana vs üzerinde hep duruyorum,  çünkü zaman çok kısıtlı olduğu için detaylara girme şansı diğer ihlal konularını  anlatma şansı olmuyor. 10-15 dakika içinde ancak kabahatler kanununa , yurtdışı kaçak girişe ve bakımevleri gibi akut sorunlara değinebiliyoruz.

Ben tekrar söyleyeyim de yasa değişikliği es kazara olursa ve beklentiler karşılanmazsa , suçlanacak makam arayanlar yine üzerimize gelmesin.

Detaylı bilgi HAYTAP web sitesindeki gerekçeli yasa değişikliğimizde yıllardan beri var . Okuma özürlü ve tartışma kültüründen yoksun olduğumuz için tekrar sınırlı okuyucusu olan, birbirine propaganda yapmaktan öteye gitmeyen  hayvansever camiasına hatırlatayım dedim!

Sonradan  “Ben demiştim" olmasın. .. ya da herhangi bir siyasi partinin çıkarlarına alet olmadığımızı belirtmek için  hatırlatmak istedim.08/06/2011


http://www.haytap.org/index.php/201009172878/haberturk-yazilari/sadece-kabahatler-kanunu-mu-derdimiz

http://www.haytap.org/index.php/parlementodan/basbakana-haytap-in-sundugu-rapor

http://www.haytap.org/index.php/200806071185/hayvan-haklarina-iliskin-haberler/haytap-yasa-degisikligi-teklifi

 

 

 

HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu

Yönetim Kurulu Başkanı

Son Güncelleme ( Perşembe, 17 Kasım 2011 09:50 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/kopekler/otobus_duragi_kopek2_360_480.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

(*) Kime Hizmet Ediyorsun Canım Kardeşim?

(*) Kime Hizmet Ediyorsun Canım Kardeşim?

Eğer ki siz maykıl ceksın dinleyip , hamburger yiyor ve kola tüketip salt Amerikanı kültürünün  beğendiği best seller kitaplarını okuyorsanız , akşamları tv başında dizi filmlere takılıp arada sırada da konuştuğunuz ana diliniz içine İngilizce kelimeler katıyorsanız , türkçelizce dilinize hakim olmuşsa bilinki anglo sakson kültürünün ( Amerika ingilitere ) bu ülkede bir numaralı valisi olmaya adaysınız. İlerde bu ülkede çalışacak sizden daha iyi sömürge valisi olamaz.

Herkesten  önce memleketini satan ( ama sattığının farkına varmayan ) , yabancılarla vatanseverlik uğruna pazarlık yapıp bunu kendi halkına anlatan sizden iyi uşak bulamayacaklarını söyleyeyim. Yüzyılların birikimi ve tarih bize bunu öğretmiştir. O kültürle de yetişince de diğer kültürleri hatta kendi Anadolu kültürünüzü yermek için sizden de iyi devşirme  bulunamaz. Ülkenizi silahla işgal etmek yerine sizin gibi Türkçelizce konuşan , okumamış ama okutulmuş ve hatta üflenmiş daha kim sizden bu görev için seçilmiş kaftan  olabilir ki  ?

 

Çocukluğunuzan beri bu devşirme kültürü aldığınız için , ve  yıllarca bu kopyala yapıştır kültür içinde büyüdüğünüzden tabii ki de diğer tüm sizden olmayan kültürleri aşağılarsınız. Bir Iraklıyı az gelişmiş  olarak yorumlarken , bir Azerbeycanlıya  acıyan gözlerle bakar, bir Çinliyi ötekileştirirsiniz . Bir Çinliyi köpek eti yiyor diye lanetlemeniz siz ineği mideye indirirken çok doğal karşılanır . Çünkü aldığınız kopyala yapıştır  kültür Çin kültürünü aşağılamanızı  emreder.

 Hatta  bu üst kültür (!) aynı zamanda sizden şunu da ister :  Hayvanları doğurt , petshoplarda sat , yaralanan olursa masrafı hayvanın kendisinin maliyetinden fazla olursa uyut ve yenisini daha ucuza al , hatta daha sonra sahibine  mezarlık ve uyutma ilacını yine sat. Ne güzel değil mi ? Win win teorisi. Herkes kazansın. Bu kültürün üzerinden öyle de bir pazar oluştur ki üzerinde milyarlarca dolarlık rant ve artı değer oluşsun. Köpeğine tapan ama zavallı kuzucuğu mideye indiren , ( eat as much as you can”)   tüm Amerikada 9.95US$ a tıkın tıkınabildiğin kadar lokantaları aç. Sonra da  Filipinlileri , Tayvanlıları kedi kızartıp , köpek yiyorlar diye aşağı kültür diye protesto et. Hatta onlara acı.

Hatta merhametin hala hakim olduğu bizim gibi ülkelerde de öldürün bütün sokak köpeklerini , kedilerini sloganlarını yayıp , uygar ülkede sokak hayvanı olmaz martavalını da sallayıp , yukarda bahsettiğmiiz sömürge valilerin vasıtasıyla bunu yaygınlaştır ve kamuoyuna yedire yedire yıllara yayarak benimset. Bu fikrin yerleşmesi için en iyi mücadeleyi de bu devşirme bürokratlara yaptır. Onlar da farkında olmadan gelişmiş ülke kültürünü savunuyorum diye kendi kültürüne ihanet etsin.

 Şadırvanlardaki güvercinlerini , merdivenlerdeki kedilerini , camilerdeki kuş barınma evlerini , sokak satıcılarının peşinden gezen köpeklerini , kurtuluş savaşını kazanan kağnılarını , yük taşıyan eşeklerini unut , bunların hepsi insan sağlığına zararlıdır diyip önce bakımevi  denilen hapishanelere tık ; sonra da uyutacağım  bunları , sokak hayvanı  popülasyonunu ancak öldürerek düşürürüm diye plan program yap. Sonra da o planı bizim gariban bürokrat ya da gasteci Mehmet efendiye sattır.

Tüm bunları yabancılar gelip bizzat anlatsalar vallahi hepimiz ayaklanırız. Lakin bunu kendi içimizden Türkçe konuşan devletin görevlileri vasıtasıyla , imza makamları vasıtasıyla , ko-medyadaki birkaç şan şöhret peşinde gezinen , popülaritesi geçince dikkat çekmek isteyen kalemşorlarla yapınca çaktırmadan kendi anglo sakson kültürünü , hayvan refahı hilesi ile çaktırmadan dayat.

Bak güzel kardeşim. Şu fotoğrafı görüyor musun ? Bir otobüs durağında duran bir zavallı köpekcik. Kimseye zararı yok. Ya da bir ATM makinesi önündeki uyuklayan sahipsiz garibanlar. Hemen yanlarında para çeken insanlar.  Dünyanın neresinde kaldı bu görüntüler ? Senin ülkende yok. Senin ülkende olamadığı için bende de olmasın istiyorsun. Ama benim ülkemde sana inat var olacak bu görüntü. Ben bu görüntüyü gördüğümde çok mutlu oluyorum çünkü benim kültürümde onlarla yüzyıllardan beri beraber yaşamak var.

Zaten hayırsız ada sürgünün  de binlerce hayvanın katli senin Tanzimat kafan nedeniyle ,batılılaşmayı yarım yorumlaman nedeniyle olmadı mı ? Sırf batılılara  yaranmak için İstanbul’da büyük bir katliamı tetikletmedin mi ? Padişahlarımı  ve belediye başkanlarımı kullanarak yaptırmadın mı ? Şu anda da aynısını yapmıyor musun aslında ?

Sen eğer sabırla dayatırsan sermayeni dayattığın gibi kendi  kültürünü , o zaman kazanacaksın bu savaşı . Bunu da biliyorum.  Yani bir daha tıpkı senin ülkende olmadığı gibi benim ülkemde de sokakta ,damda , bacada , otobüs durağında , çeşme önünde kediler köpekler olmayacak  Ama kumar adı altında ilerde  tazı yarışları bile olacak. Yunuslar dolphinariumlarda sergilenecek. İnekler ve tavuklarsa hormon basıla basıla daha çabuk üretilerek midelerimizde yer bulacak. Maymunlar hayvanat bahçelerinde sergilenirken , deney merkezleri can çekişen hayvanlarla dolacak.

Sizlere sesleniyorum ey belediye veterinerleri , belediye başkanları , milletvekilleri , bakanlıkların bürokratları. Eğer ki bu kültürün benim Anadolu kültürüm üzerinde kazanmasını istiyorsanız atın bu zavallıcıkları ormanlara , dağlara taşlara , çaktırmadan öldürün onları bakımevi dediğiniz nazi kamplarında. Ama bilinizki en vatansever geçinen sizler , nutuk üstüne nutuk atan herşeyi bilen sizler , bu fukaraları öldürdüğünüz sürece o sömürge valilerinden hiçbir farkınız kalmayacak. Farkında olmadan onları bu şekilde öldürüp popülasyonu bu şekilde azaltarak bir başka kültürün bizim kültürümüz üzerinde baskın çıkmasına hizmet edeceksiniz.

Maalesef son 20 yılda bu ülkede yüzlerce hayvan satan petshop , bir sürü yunus parkı , açıldı . Halbuki 20 yıl  önce bu kadar değildiler. Belki hiç yoktu. Hepsinin açılmasına gözünüzü kapayarak ya da dolaylı yoldan izin veren mevzuatlarla kapitalist ticaretin palazlanması için izin verdiniz

Size tavsiyem silkinin bir an önce  uyanın. Bu futursuzca ölüm emirlerinizle neye hizmet ettiğinizin bir an önce farkına varın. Hayvan hakkı savunucusu olmanıza gerek yok. Eğer biraz ulusalcı iseniz , vatanseverseniz silkinin çıkın şu narkozdan. O gelişmiş ülkenin akıllı çocukları çaktırmadan sizin ülkenize dayatma yasalar vermesin , dilinize , yasanıza , kültürünüze hakim olmasın , kültür emperyalizmini ülkemizde yaygılaştırmasın , bünyemizin kabul etmeyeceği alışkanlıkları sizin vasıtanızla benim ülkemde  yasal hale getirmesin.

Düşmanla işbirlikçi olmayın. Kendi bağrınızdan çıkan Anadolunun sesini de arada sırada dinleyin. Çünkü bizler kimseden hiçbir menfaat beklemeden karşılıksız olarak okutulmuş ve üflenmiş kültürün bir parçası olamadık. Siz de olmayın .Onların bu yanlışlarına “ uygar toplum “ adına hizmet etmeyin.

Ormana atıyorsan bu zavallıları , öldürüyorsan faydasız diye , açıyorsan yunus parklarını , petshopları , tazı yarışı pistlerini.......  bilki Washingtonun atadığı validen betersin.

Eğer otobüs durağındaki sinmiş bir kediyi köpeği savunuyorsak bilki aslında kedi köpeğin hakkından öte  aslında Anadolu ‘nun kültür emperyalizmine karşı direnişini savunuyoruz biz.

Bu tarafa senin de geçmeni bekleriz canım kardeşim . 03/02/2011


 

 

 

 


In order to read this article in English please click here

Son Güncelleme ( Pazartesi, 13 Haziran 2011 08:04 )


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

(*) Turning Off The Tap by Closing The Valve !

(*) Turning Off The Tap by Closing The Valve !

If you please, let’s start the topic by giving a striking example:

Do you know how many dogs are born from a pair of unneutered dogs if you don’t have any control on them? The answer is 5,000 - as much as a little town’s population. Because they know it, they still continue to poison them, or wait them to die in agony at the jail-like pounds into which they were jammed. Are the animals guilty for the increase in their population this way, or does the guilt belong to us who don’t fulfill our duties, kill them and try to make the external world forget about this? If mass poisoning or murdering in the center of the cities was a solution, wouldn’t we have been successful up to now? Is there any municipality that hasn’t brutally killed animals so far?

You don’t even know that when you start killing, instead of 4-5 they can give birth to 10-12 babies anyway to protect its species by nature’s law. In other words, whether you kill or torture them or send them abroad or jam into a pound or dump them in the islands just like our wicked ancestors did, you are incapable of solving the problem.

By the way, should I make a sincere confession to you? Please raise the number from 5,000 to 60,000. 60,000 poor animals in 6 years…on the streets, at the dog pounds, in the traffic accidents…under the poisonous injectors of murder crews…Even neutering cannot cope with this many numbers…in terms of both the costs and the labor…Once more, I want to stress the awfulness of the number that we reached as a result of failing to neuter only two cats or dogs: precisely 60,000! I mean water is streaming down the roof of our house, but we are trying to clean the floor - by murdering, cramming into the pounds, or evacuating from apartments by court decision. Streaming of water is allowed, but there remains no brutality   
that we haven’t employed in order to clean the water on the floor!

SOLUTION:

Our goal is not to upset, complain, or use each other like a wailing wall. We also intend to offer the solution. Let’s keep reading then.

Although the puppies that are smuggled (imported) are sold for $500-$2000, they become a stray dog after a while as a result of the fast reproduction. These lives, which cost $20-$30 on average, are turned into commodities of a large market thanks to the penniless tourists who bring them from the old eastern bloc countries. Poor puppies are smuggled through the borders in airless circumstances, suitcases, and nylon bags, and when they come to the pet-shops, they can immediately find a buyer with the help of their cuteness. The ones that could not are in the streets anyway…and the same fate waits for the ones that are sold. Then you see a St. Bernard dog that is supposed to live in the Swiss Alps turns out to be a street dog in Marmaris. Why? The owner could not handle looking after it. When it was a baby, he satisfied his desires. Then he got bored. He deceived himself saying that it had hair and litter problem, his neighbors did not want, his children could not take care of it, and abandoned it at the door of a shelter or in a warm climate so that it can feed on garbage.

On the other hand, many shelters in Turkey have become official death camps. Don’t we officially pave the way for killing - by keeping them in these places, not allowing volunteers to get in and changing the numbers inside every week?

The number of shelters in Istanbulonly has increased to 40. Despite knowing all these, which conscious person can continue his daily life with his eyes closed as if nothing happened?  They don’t think about what this dog is going to do afterwards. Then voila! Thousands of “pedigree street dogs” ready to be killed…tortured…a reason for the spread of diseases like rabies…moreover a threat to human health.

Besides, you cannot transport abroad whichever dog you want, so think about the harm given by officials, who for the sake of a few dollars bribe made this trade come to this level, to human health because of the diseases such as rabies - let alone animal killings. I mean, look at the market that has been created because the eyes were closed at the customs. The state’s loss from tax is on one hand, illegal importing seems as it were encouraged thanks to the aforementioned carriers. By means of these lives that they are allowed to breed and sell, these ladies’ 1 week long vacations come for free.


Though there are many shelters, pet-shops in Eminönü, Surdibi and big shopping centers invite this business anyhow; whereas the officials that accept the complaints on the issue do not inspect them saying, “No way can we deal with dogs in such a hot weather!” Maybe in the future his own child will be bitten by a street dog and catch rabies, but don’t ever expect this consciousness from him.

On the one hand sell, on the other hand abandon or poison. Make every kind of money on the poor animals in this merciless system, and put the blame on them in any minor incident. This cycle has become an industry, and there appear many merchants (!) earning significant amounts of money through it. Do you think there is any difference between this, and the ones who kill thousands of seals, murder the whales and kill animals for their furs?

There is no sense in neutering alone without having the support of the society, public relations activities, and ensuring the cooperation of the state and non-governmental organizations, because the state unblinkingly kills neutered and ringed animals, too. Then you think it is better not to neuter them. Therefore, without having public support, cooperating with other NGOs, and involving educational activities, our efforts will only result in waste of labor, money and energy.

Beside all these hidden problems, the matter will not be solved with the shelters that have become death and torture camps, either. Due to the illicit import traffic, the tap is flowing down, but we’re still trying to clean the floor. Whom can we tell that instead of devoting our all energy to turn off the valve, we are losing time and energy by correcting the unconscious mistakes of people who call themselves “animal lover” but give harm to animals more than an ordinary citizen does?

Within the small and simple struggles special to human-being, we don’t even want to see the tip of the iceberg. Our “dears” cannot speak, in any case. Who can they complain to whom? 10/06/2009

Attorney At Law·

President of HAYTAP

 

Bu metni Türkçe okumak istiyorsanız lütfen buraya tıklayın

Son Güncelleme ( Pazar, 06 Şubat 2011 21:36 )

Sayfa 1 > 25