
HAYVAN HAKLARI
İnsanoğlu canlılar dünyasını şekillendirmeye başladığı günden bugüne canlılar dünyasının önemli bir öğesi olan hayvanlarla ilgilenmeye başlamışlar ve onları kategorize etmeye çalışmışlardır. Birçok defa hayvanlarla ilgili çeşitli isimlerde ansiklopediler yayınlanmıştır. Bu ansiklopedilerde hayvanların; özellikleri, beslenmeleri, bakımları, çoğalmaları, hastalıkları ve yararları anlatılır.
Hayvanlar bitkilerden farklı hareket yetenekleri olan canlılardır. Hayvan korumacılar 1822 yılında ilk kez İngiltere'de bir araya geldiler. Hayvanları korumak, hayvanların daha iyi koşullarda beslenme ve korunmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği'ni kurdular. Türkiye’de ise, Hayvanları Koruma Derneği 1908 yılında kuruldu. Dünyada hayvan koruma dernekleri birleşerek Hollanda'nın başkenti Lahey'de Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu'nu oluşturdular. 1931 yılında toplanan bu kuruluş 4 Ekim'i Hayvanları Koruma Günü ilan etti.
Türkiye’de hayvanlar ile ilgili kanun, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu adı altında 24 Haziran 2004 yılında kabul edildi.
Kanun, eksikleri ile birlikte özellikle yerleşim yerlerinde hayvanların yaşantısını düzenlemesi açısından oldukça önemlidir. Kişisel düşünceler, istek, öneri ve beklentileri, farklı yaklaşımları düzenleyerek yetki sorumlulukları belirlemiş, özellikle belediyelere büyük sorumluluklar yüklemiş, çeşitli görevler vermiştir. Kanunun yürütülmesinde Çevre ve Orman Müdürlükleri yetkilendirilmiştir.
İnsanlık tarihi hayvanlara yapılan işkence, katliamlarla doludur. Sadece yaşamak ve türlerini devam ettirmek dışında hiçbir özel istekleri olmayan hayvanlar, insanlar tarafından ihtiyaç duyulan her yerde kullanılmışlar ve kullanılmaya devam edilmektedirler. Yaşayan soluk alıp veren hayvanların insanlardan, korunmak ve anlaşılmak dışında beklentileri de bulunmamaktadır. Ekolojik açıdan ciddi bir denge aracı olmalarına rağmen, insanlar hangi hayvanın neslinin devam etmesine karar vermesi ile tüm dünya dengeleri alt üst olmuştur.
Buna bağlı olarak canlı dünyasını tehdit eden bozulmalar yine insanlar tarafından düzenlenmeye çalışılmaktadır.
Kendilerini ve haklarını savunamayan hayvanları ve de haklarını savunmak yine bu konuda sorumluluk duyan insanların kişisel ve örgütsel mücadelesi ile ağır adımlarla belli bir zemine oturmaya başlamıştır.
Eskişehir’de EHKD (Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği), Türkiye’de ise HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) gibi kuruluşlar tüm insanlığın sorumluluğunda olan hayvanlarla ilgili her tür çalışmaları kamu kuruluşları ile birlikte yürütmektedirler.
Hayvanlarla ilgili insanlık açısından çalışmalar yapan kişi ve kuruluşları eleştirenlere bir çift sözümüz var; Binlerce yıldır yaşamakta olan bir hayvan türünün üzerinde yaşamakta oldukları araziler ne yazık ki tapu adı verilen belgelerle insanlar tarafından onlardan alınabilmektedir. Bu durumda hayvanların hiç mi hakkı olmamalıdır. Bu arazide yapılacak düzenlemelerde gerçek sahipleri olan hayvanları da düşünmek onlar içinde yaşama hakkı açısından planlamalar yapılması gerekmez mi?
Unutulmamalı ki “Dünya sadece insanların değildir.” Tüm canlıların dünyanın her noktasında hakkı vardır. İnsanlar dışında kalan canlıların hakları insanların sorumluluğundadır ve ancak insanlar tarafından korunulmalıdır.
Sevgi ve saygılarımla
Serdar Taci Zengin
HAYTAP YÖNETİM KURULU
BAŞKAN YARDIMCISI






