Reklam

HaberTürk Yazıları


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/galeriler/ilginc2/haytap2g0023_500_428.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Yanlış Kelimeler - Habertürk

Yanlış Kelimeler - Habertürk

Kelimeleri yerli yerinde kullanmadığınız zaman bile hayvan dostlarımıza çok zarar verdiğimizi de öğrenmemiz pek geç olmadı.

 

Örneğin kullandığımız  en temel yanlış kelimelerden bir tanesi ise herkesin ağzına pelesenk olmuş “BARINAK” kelimesi.  Çünkü bu kelimeyi kullanmaya devam ettiğimiz sürece kafalarda oluşan imge , fayans döşeli , hayvanların sonsuza dek içine tıkıldığı , zaman içinde ölüm kampına dönüşen beton hapishaneler algılanıyor.

 

Halbuki buraların gerçek adı barınak değil "BAKIMEVİ". Çünkü bakımevi denildiği zaman içine hayvanların toplanıp ölüme mahkum edildiği yerler değil , tam tersine içinde veteriner kliniklerinin olduğu bir hastane hatta güçten düşmüş hayvanlar için daimi bakımın yapıldığı içine gönüllülerin girebildiği bir darülaceze akla geliyor. Anadoluda bir belediye başkanımız yüzmilyarlarca para harcayıp işte siz hayvanseverlere ne güzel barınak diye balonlarla süslenmiş kurdelalalı hapishanesinin fotoğraflarını  yolladığında , bu kadar paraya ortaya çıkanın bir hücre evi olduğunu görmek ve bu yanlıştan dönmek için geç kalmıştık. Halbuki Rehabilitasyon merkezi ve Bakımevi istiyoruz diye yasal düzenlemedeki olması gereken  adını kullanabilseydik bu hataları bile önleyebilirdik.

 

Diğer yandan yasanın adı da yanlış kullanıldığı görmekteyim. Maalesef yasanın adı hayvan hakları yasası değil. Çünkü yasa koyucu onların hakları olduğunu kabul etmemiş aksine onların korunmaya muhtaç canlılar olduğunu düşünmüş. Onlara “Hak” vermek istememiş. Onun için yasanın da adı "Hayvanları Koruma Yasası". Düzelene kadar da böyle kabul edeceğiz artık. Zaten hakları olmuş olsa yasanın içeriğindeki bir çok hata da yapılmazdı.

 

Ve en önemli yanlış hususlardan bir tanesi hayvanseverlik ile " Hayvan Hakları Savunuculuğu " arasındaki temel fark. Birincisi zaman zaman hayvan seçerliğe kadar yaklaşırken , diğeri onların haklarının  savunması için mücadele eden arkadaşlarımızı daha çok tarif ediyor. Hayvanseverlik takıntılı olarak sadece kendi hayvanını sevenlerden de oluşabildiği  gibi içinde mücadele ruhunu ve hakların savunulmasını barındırmıyor .Üstelik  bu kişilerin yanlış uygulamaları hayvan hakları savunucusu olan bizleri de özellikle sahipsiz hayvanlar , güçten düşmüş hayvanlar için yapmış olduğumuz mücadelede maalesef çalışmalarımızın baltalanmasına neden oluyor.

 

Bizimle çalışan tüm arkadaşların veya bize önyargıyla bakan toplumun bir çok kesimin bu temel hataları yapmaması , bu idealist mücadelenin hak ettiği yere kavuşmasında çok önemli bir aşama kaydettirecektir diye düşünüyorum

Av. Ahmet Kemal Şenpolat
HABERTURK GAZETESİ
4 Eylül 2010

Son Güncelleme ( Pazartesi, 06 Eylül 2010 11:13 )


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

BİZİM FİLELERİMİZ , CAM ŞİŞELERİMİZ VARDI

BİZİM FİLELERİMİZ , CAM ŞİŞELERİMİZ VARDI

 Benim çocukluğumda biz pazara giderken babaannem naylon poşet yerine file kullanırdı. Alacağımız tüm meyve sebzeyi iplikten yapılmış ve her an cebimizde taşıdığımız filelerde taşırdık. Yaşı 30’un üzerinde olanlar anımsayacaktır.

 

Ne olduysa süper marketlerin hayatımıza girmesi ile hayatımızdan fileler çıktı ve yerini naylon poşetler , plastik torbalar aldı. Bunların doğaya ne  kadar zararlı olduğunu anlatmama gerek yok zaten. Özellikle ABD’de bir çok eyalette yıllar önce bile naylon poşet değil de büyük kesekağıdı kullanıldığını görmüştüm. Zaten bir çok filmde naylon poşetler yerine insanların bu kesekağıtlarını kucaklarında taşıdığını market alışverişlerini bu büyük kağıttan paketlere koyduğunu sizler de görmüşsünüzdür.

 

Sadece fileler gitmediki hayatımızdan. Ayran şişeleri , süt şişeleri hatta sular bile cam şişede idi. henüz plastik ve pvc ye daha hapsolmamışlardı. Şu anda suyun ve ayranın bile tadı değişti. Çünkü plastikle temas eidyorlar. Güneşe de maruz kalınca tahminimce sağlığa zararlı hale bile geliyorlar. Peki her gün içtğimiz o küçücük su şişeleri ne oluyor sizce. Tamam suyu içtiniz ferahladınız ve sonra da çöpe attınız. O çöpte geri dönüşüme tabi tutulmayan o kadar çok pet şişe var ki . tutulan da yine plastik olarak geri dönüyor ya.

 

Gidin her hangi bir piknik alanına ya da deniz kenarına ve gözlerinizle görün , içildikten sonra atılan bu petşişeleri ve naylon torbaları. Belgrat ormanlarında naylon ve plastik girmeyen metrekare kalmadı nerdeyse.

 

Ya doğada yaşayan dostlarımız. Köstebekler , kuşlar , karıncalar , vahşi hayvanlar. Onlar mecbur mu biz insanoğlunun bu pisliği içinde yaşamaya zorlanmaya. Orada da mı rahat vermeyeceğiz onlara . Hiç mi görmediniz Pet şişeler ve naylon torbalar arasında otlayan inekler koyunlar.

 

Maliyeti yüksek diye şirketlerin tercih ettiği geri dönüşümü bile olmayan bu doğada daha yüzlerce yıl kalacak bu atıklar için para kazanma hırsına bu kadar mı gözümüz karardı.

 

Plastik dünyası tarafından kendi elimle kölesi olduğum ve istila edildiğim bu dünyada cam şişelerimi , kesekağıtlarımı ve filelerimi geri istiyorum. Destek bekliyorum.

Ahmet Kemal Şenpolat
HABERTURK GAZETESİ
29/08/2010

Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Eylül 2010 10:31 )

 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/kopekler/ana_yuregi_001_800_534.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Yarı Sahipli Hayvanlar

Yarı Sahipli Hayvanlar

 Hiç yarı sahipli hayvan olur mu demeyin..Bal gibi de olur. Durun anlatayım size. Sahipli de diyemediğiniz sahipsiz de diyemediğiniz hayvanların asıl sorunu oluşturduğunun farkına varmam benim bile geç oldu.

 

İnsanlarımız nedense dükkanın önündeki , benzinliğinin ya da kapısının önündeki garip hayvanları beslemede oldukça başarılı.Buna hiçbir diyeceğim yok.

 

Hepiniz şimdi tatil için yollara düştünüz ve yolunuz üstünde kimbilir kaç kedi köpek gördünüz. Çoğu da asfalt yollarda ezilmiş ve yaralı olarak. Bunların çoğu da hemen o civardaki esnaf tarafından beslendiğini unutmayın. Ancak sadece yemekleri verilip , suları ihmal edilmeyen bu hayvancıklar maalesef kısırlaştırma gibi bir operasyona tabi tutulmuyorlar. Bu hayvanlara bakan kişiler , aslında biraz daha emek  harcayıp bunları kısırlaştırabilseler , belediyeler maddi durumu yerinde olmayan kişilere bu hizmeti sunmuş olsa aslında herkes  rahat edecek.

 

Dolayısıyla , “ben sadece severim ,beslerim ve suyunu veririm ama başka bir şeyine karışmam”  denilen ve o dükkanların hemen yamacında bir sürü doğum yapmaya hazır o kadar çok kedi ve köpek varki , işte asıl popülasyonun artmasına da neden olan yine onlar.


Ahmet Kemal Şenpolat
HABERTURK GAZETESİ
08/08/2010 

Halbuki onları  beslemek maalesef yeterli değil. Gerekli aşılarını olmayan hele kısırlaştırılmayan tüm bu hayvanlar işte ne sahipli diyebileceğimiz ne de sahipsiz diyeceğimiz zavallılar. Doğurdukları hayvanlara bile çoğu zaman bakamadıkları bu yavru hayvanlar , işte o yollarda gördüğümüz trafik kazalarına maruz kalmış olanlar.

 

Ne olur ey vatandaş , madem seviyorsun yap bir iyilik daha kısırlaştırma işini de bir kere yapıver. Zaten o hayvancağızı o zaman daha çok sahipleneceksin. Koruyacaksın. Yoksa kapının önünde uzaktan baktığın her hayvanı acı bir ölümün kollarına atıyorsun , popülasyonu da farkında olmadan artırıyorsun.

 

Sonrasının ne olduğunu da tahmin et işte.


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/kopekler/fidelity_1869_briton-riviere_800_544.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

ÇELİŞKİ- Habertürk

ÇELİŞKİ-  Habertürk

  Çevre Bakanlığı'nın Pitbulların toplatılması kararı üzerine yaşadığımız çelişkiyi tekrar gördü ,dostlar.. Özellikle hayvanlarına sıkı sıkıya bağlı hayvanseverler bir anda inanılmaz derecede gerek HAYTAP’ın web sitesini yoğun bir şekilde takip ettiler , gerekse iki haftada tüm telefonlarımızı kitlediler.

 

Sahipli hayvanların ne olursa olsun sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara göre şanslı olduğunu bir kere daha bu olayla gözlemledim. Oysa bizim en büyük derdimiz sahipli hayvanlardan çok , kendisini idame ettiremeyen , seslerini duyuramayan , hastalıklarını bile anlatamayan yüzbinlerce kimsesiz sahipsiz hayvandı. Aynı duyarlılığı maalesef toplumun hayvan sahibi olmuş çoğundan ne yazıkki görememek en büyük çelişkiyi yaşattı bizlere tekrar. Kendi hayvanları ile ilgili konu olunca maksimum ihtimamı gösterenler , konu ötekiler olunca yine sınıfta kaldılar. Onlarla bu kadar ilgilenmediler.

 

Hayvanat bahçesinde bir kafes ardında ömür tüketenler , yunus gösteri merkezinde doğal bünyelerine aykırı harekete zorlanan yunuslar , bakımevlerindeki köpekler , kürk için hunharca katledilen dostlar maalesef aynı ölçüde ilgi odağı hala olamıyorlar.

 

Hayvanseçer olmak ile hayvan hakkı savunucusu olmak bu son deney ile bir kere daha ortaya çıktı.Sadece kendi hayvanını sevmek ya da tüm doğadaki hayvanların yaşam hakkına saygı duymak arasındaki çelişkiyi , bu pitbull kararı ile daha yakından yaşadık. Oysa sahipli olan hayvanların her zaman diğer sahipsizlere burs vermesi gerektiğini , onlara da yardım eli uzatması gerektiğini , aynı toplumsal baskıyı onlar için de kurması gerektiğini düşünmüşümdür.

 

Hayvan sahibi olmak maalesef , tüm hayvanların yaşam hakkına saygı duymadaki aynı kuvvetli istenci göstermediğini yeniden kanıtlayarak insanoğlunun acı ve bencil tarafını bir kere daha hepimize kanıtladı.

 
Ahmet Kemal Şenpolat
HABERTURK GAZETESİ
24/07/2010

Son Güncelleme ( Cumartesi, 24 Temmuz 2010 10:36 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/onlarin_avukati_haberturk/yunus_parki_haberturk_600_2420.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Artık Yunus Parkı İstemiyoruz-Habertürk

Artık Yunus Parkı İstemiyoruz-Habertürk

Artık Yunus Parkı İstemiyoruz !

 

O çok sevdiğimiz Flipperlar için hayatlarını kabus etmek bizlere nasip oldu yine. Çocukluğumuz onun filmlerini izleyerek geçti. Sonra büyüdük ve gördükki biz onları sevgimizle öldürüyoruz. Okyanuslar yerine küçücük havuzlara tıkıyoruz , hasta insanları iyileştiriyor diye insanlara umut tacirliği yapıyoruz. Denizlerden avlanıp onlar için küçücük  , mini minicik gürültülü , klorlu sulara hapsediyoruz ve üzerinden yüzbinlerce dolarlar kazandırıyoruz.

 

Avrupa ülkelerinin çoğunda yasaklanan yunus parkları ülkemizde hiçbir kontrole , hiçbir bilimsel ahlaka sığmadan  pırtlak gibi yerden bitiyor. Ufacık bir havuz inşaat eden , nerden getirildiği belli olmayan , büyük olasılıkla annesinden yavruyken ayrılan havuzların içi  zavallı yunuslarla dolduruluyor. Doğalarında olmayan hareketleri yapmaya zorlanıyorlar. Denizlerde iken halklardan geçmeyen , açlık uğruna toplarla oynamayan zavallı dostlarımız biz insanlar öyle istiyor diye her türlü şaklabanlığı yapıyorlar.

 

Ne tarım bakanlığı ne de çevre bakanlığı yetkilileri bu işe dur diyemiyorlar. Yetki kargaşasından kurnaz işadamı faydalanıyor.  Ülkemde 13.’ sü de açılan bu yunus parklarının maddi getirisi büyük olmasına rağmen hayvanlara yapılan eziyet nedeniyle ülkeme gelecek turistler yurtdışından tur iptallerine neden oluyor. Ülkem protesto ediliyor. Turizm bakanlığım susuyor. Çünkü herkes onların dillerinin olmamasına dertlerini anlatamamasına acıyor..acıyor..acıyor..

 

Yüzlerindeki o masum gülüş onlar için sevgimizle öldürdüğümüz hapishanelere dönüşüyor. Artık açılmasın diyoruz bu havuzlar..

 

Çünkü bir kere açıldı mı artık durdurmak o kadar zor oluyor ki , dağ başına bile önüne gelen yabancı yatırımcı denizden yunus getirip para kazanıyor.

 

Sevgili Flipper biz seni açlıkla talim etmek  için sevmedik.Senin adına ilgisiz yetkililere sesleniyorum lütfen durduralım şu eğlence denilen sirk soytarılığını.

 

Onları doğal yaşam ortamlarına yakışıyor. Ne oldu benim ülkemin merhametine ?

Son Güncelleme ( Salı, 27 Temmuz 2010 16:53 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/haberturk/once_insan_800_1756.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

''Önce İnsan'' Diyen Sen ...( Emine Atik için )

''Önce İnsan'' Diyen Sen ...( Emine Atik için )

Sen Arkadaşım !

 Sana diyorum. Duyuyor musun ?

Hani bana hep “önce insan”  diyen , sen !

Peki madem önce insan ,  Hangi insan diye soruyorum sana ? Sokak ortasında kız arkadaşının kafasını kesen mi ? Yoksa güpegündüz çocuklara tecavüz eden mi ? Ya da bu devletin paralarını takım elbise ile hortumlayan mı ? Kapkaç yapıp insanları yıllarca sakat bırakan mı ? Tren istasyonuna bomba koyup masum insanları öldüren mi ?

Söyle bana hangi insan ?

Bak ben sana bir insan anlatayım. Kendisi özürlü ama yüreği özürsüz , sevgi dolu , mücadeleci bir arkadaşımızdı o.

Hani vardır ya . Ne bir haram yiyenlerden , ne bir cana kıyanlardan.

HAYTAP’ımızın  Ankara’daki en büyük hayvan ve çevre hakları savunucularından. O’nun tek emeli vardı , senin belki bilmediğin , adını bile duymadığın 5199 sayılı bir yasanın değişmesi için bakanlarla , milletvekilleri ile görüşmekti.

Hatta ona söz vermiştim daha geçen ay beraber bir televizyon programına çıkıp anlatacaktık bu yasadaki eksiklikleri

Bak arkadaşım , ne kadar haberin olmasa da , o küçümseyen gülümsemenin ardında aslında çok büyük  mücadele veren sembol bir insan vardı bizler için.. Yanda resmini gördüğün kız da bunun sembolü oldu hepimiz için. Ekim  ayında Istanbul ‘daki büyük yürüyüşümüzde yanımızda olacak bir insandı O..

Emine Atik , gibi daha niceleri , engelli olmasına rağmen senin gibi önce insan diye arabesk ve içi geçmiş demode  bir savunmanın arkasına girmemekte , bu toplumun bize dayatmış olduğu yanlışlara mücadele için dimdik ayakta durmaktadır.

Geçen ay kaybettiğimiz bu dostumuzun bugün eğer  mezarında güller açmaya başlamışsa  , işte bu yüzdendir sevgili önyargılı arkadaşım.Eğer bu toplum girmiş olduğu bitkisel solunumda hala nefes alıyorsa onlar sayesindedir , ey yüreğinin kapıları onun kadar bile olamayan arkadaşım.

Tekrar Söyle bana , hangi insanı istiyorsun sen ?

Hangisini ?

( HABERTURK - 16/05/2010 ) 

Son Güncelleme ( Salı, 18 Mayıs 2010 13:11 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/pictogramlar/zehirlenme_500_375.gif' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Nerede Hata Yapılıyor ?

Nerede Hata Yapılıyor ?

Geçtiğimiz hafta sonu Beykoz’da yine hayvan dostlarımızı hileli bir şekilde içine zehir koyulmuş köfteli ekmeklerle zehirlediler. Hem de zehirlenen hayvanların hepsi kulağı küpeli ve kısırlaştırılmış hayvanlardı.

 

Sanırım hayvan koruma dernekleri artık özeleştiri yapmak zorundalar. Sadece hayvanları beslemek , ya da belediyelere veryansın etmek olmamalı görevleri. Toplumu arkanıza almadığınız sürece yapılan tüm çalışmalar ,emekler ve paraların boşa gittiğini göstermeli artık bu katliam.

 

Çünkü halkı çevre ve hayvan haklarına saygı konusunda yanınıza almazsanız zaten  belediye zehirlemezse bile  onları bugüne kadar sevememiş onlardan nefret eden insanlar öldürecektir. Bu demek oluyor ki uzun vadeli ve takım halinde çalışmayı öğrenilmesi , başka fikrilerde de olsa aynı davaya inanan kişilerin birleşmesi ile mümkün olabilecek meşakatli bir yol bu.

 

Sadece ben hayvanları severim , ormanlara beslemeye giderim , bakımevleri benim kontrolümdedir , benim istediğim kişi girer , istemeyen giremez egoları ile bir yere varılamayacağının umarım son örneği olur bu.

 

Ne yazıkki , halka inmeyen eğitim çalışmaları , yerel medyanın , televizyonların kullanılmaması , il çevre müdürlükleri ile yapılacak işbirlikleri ve onları yönlendirmeler , halkla ilişkiler çalışmaları  , halkın anlayabileceği paneller , seminerler , filmler olmadığı sürece , halkla yakın temas sağlayıp bu hayvanlarla beraber yaşama anlatılamazsa ve hatta icabında müftülere , farklı alanlarda çalışan sivil toplum örgütlerine gidilmezse olacağı hep bu zehirlemeler olacaktır.

 

Yoksa , “ben hayvanları besliyorum , kimse de zehirlemesin” diye hayale kapılmak bu ülkede gerçekçi değildir. Şuna karar vermemiz gerekiyor hayvan hakları savunuculuğunda havyan besleme güdümüz , en az bir ekip çalışması yapabilecek , sivil toplum örgütü içindeki disiplinli çalışmaya ayak uydurabilecek kadar baskın mı ?

 

Aksi takdirde kırsılaştırmak ve küpelemek dahi hayvanlara değil taşeron firmalara faydası olan çalışmalar olarak kalacak , hayvan dostlarımız kısırlaştırılmış ve küpelenmiş  bir şekilde zehirlenmeye devam edecektir. Bunun da bugüne kadar istisnası maalesef hiç olmadı.

Ahmet Kemal Şenpolat
HABERTÜRK GAZETESİ
20/02/2010

Son Güncelleme ( Pazartesi, 22 Şubat 2010 17:15 )


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Musluğu Vanadan Kapatmak

Musluğu Vanadan Kapatmak

Sizlere hemen çarpıcı örnekler vererek işe başlayalım konuya dilerseniz :

Bir çift kısırlaştırılmamış köpekten 6 yılda ortalama kaç köpek ürer eğer kontrol etmezseniz biliyor musunuz ? Kısırlaştırılmamış bir çift köpekten beşbin tane sokak köpeği üreyebiliyor. Ortalama küçük bir kasaba boyutu kadar. Bunu bildikleri için de hala zehirliyorlar  ya da hücre evini aratmayan barınaklara bu hayvanları istifleyip orada can çekişerek ölmelerini bekliyorlar.  Hayvanların populasyonun bu şekilde artmasında suç onların mı acaba ? Yoksa toplu itlaflarla kendi üzerimizdeki görevi yerine getirmeyerek , bunu dış dünyaya unutturmaya mı çalışmak ? Toplu zehirleme ya da vurarak kent ortasında katliam eğer bir çözüm olsaydı bugüne kadar başarılı olunmaz mıydı ? Bugüne kadar canice öldürme yapmayan belediye var mı hiç ?

 

Siz zaten öldürmeye başladığınız zaman doğa yasası gereği onlar bir batında 4-5 tane yavru yapacaksa kendi türünü korumak için bu sefer bir batında 10-12 tane bile yavru doğurabildiklerini bilmiyorsunuzdur. Yani itlaf da etseniz , barınağa da tıksanız , onlara zulüm de yapsanız , yurtdışına da yollasanız , Hayırsız adalara  atalarımızın yaptığı gibi oralara atıp aç da bırakıp birbirlerine parçalatsanız sorunu çözemiyorsunuz.

 

Bu arada ben size samimi bir itirafta bulunayım mı…? Yukarıdaki rakamı lütfen beşbinden altmışbine çıkarın…! Unutmuşum 5000’de  kalmış…6 yılda altmışbin hayvancağız..sokaklarda barınaklarda trafik kazalarında…itlaf ekiplerinin zehirli iğnelerinde…Kısırlaştırma bile bu kadar sayı ile başa çıkamaz…hem maliyeti , hem emeği gereği…altı üstü iki kedi köpeği kısırlaştırmamanın ulaştığı rakamın korkunçluğunu size bir kez daha vurguluyorum…tam altmışbin…! Yani oturduğumuz evin tavanından şarıl şarıl su akıyor , bizler ise yeri temizlemeye çalışıyoruz. İtlaf ederek , barınaklara tıkarak , mahkeme kararıyla evlerden tahliye ederek. Suyun akmasına izin var , ama akan suyu temizlemek için başvurmadığımız canilik yok !

ÇÖZÜM :

Bu yazıda amacımız asla üzülmek şikayet etmek ağlama duvarı olarak birbirimize dertlerimizi anlatmak değil. Amacımız çözümü de göstermek.

O zaman okumaya devam edelim. Türkiye'ye kaçak yollardan ( yani ithal edilen ) getirilen yavru köpekler, 500 ila 2000 dolara satılsa da, hızla üremesi sonucu bir süre sonra sokak köpeğine dönüşmekte. Bu canların maliyeti ise özellikle bunları eski doğu bloku ülkelerinden getiren beş parasız pulsuz turistler  sayesinde büyük bir ticarete dönüşmüş durumda. Bir başka deyişle , bunların maliyeti onlara ortalama 20-30 dolar arasında . Bu yavru canlar ise bavullar , poşetler içinde havasız ortamlarda yurda kaçak olarak sokuluyor. Petshoplara geldiğinde ise bu köpekler zaten yavru olmalarının getirmiş olduğu sevimlilikle hemen satılıyor…

Satılamayan yavrular zaten sokaklarda…satılanları da benzer akıbet bekliyor..sonra bir bakıyorsunuz İsviçre Alplerinde yaşaması gereken St Bernard köpeği Marmaris’te sokak köpeği olmuş.Neden ? Sahibi bakamamış.Yavru iken zevkini tatmış. Canı sıkılmış.Tüyü var , pisliği var , komşum istemiyor , çocuğum bakamıyor diyip kendini de kandırıp bir barınağın önüne atmış ya da sıcak bir iklim de çöplerden beslensin diye terk etmiş..

Öte yandan Türkiye’de birçok  Hayvan barınağı resmi ölüm kampı haline geldi. Bu hayvanları burada tutarak , içeriye gönüllüleri almayarak ve her hafta içerdeki sayıyı değiştirerek zaten resmi yoldan itlafın önünü açmıyor muyuz. Sadece İstanbul’daki barınak sayısı 40a çıktı. Hangi vicdan , gözleri kapalı olarak ve bunları bilerek günlük yaşamına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilir ? Bu köpek sonradan ne yapar ? Ne eder ? Sakatlanır mı ? İkim verir ? kim bir daha sahiplenir diye düşünmek yok  Sonra buyurun size binlerce “cins sokak köpeği”…..itlaf edilmeye  hazır ..işkenceye hazır…kuduz vs gibi hastalıkların yayılması için bahane  ve  hatta insan sağlığına tehdit



Ayrıca , siz nasıl yurtdışına istediğiniz köpeği götüremiyorsunuz bu ticaretin bu aşamaya gelmesine neden olan görevlilerin de birkaç dolar rüşvet uğruna bırakın hayvan katliamını,  kuduz vs gibi ülke insan sağlığına verdiği zararı da düşünün. Yani gözler gümrükte kapandığı için  oluşan pazara bakın. Devletin vergi kaybı bir yana, kaçak ithalat adeta malum taşıyıcılar sayesinde körüklenmiş durumda ve onların üretmesine ve satmalarına izin verdikleri bu canlar sayesinde bu hanfendilerin 1 haftalık istanbul tatilleri de bedavaya gelmekte.

 

Nasıl olsa Eminönü , Surdibi , büyük alışveriş merkezlerindeki hayvan satan  dükkanlar  , bu kadar barınak olmasına rağmen bu işe çanak tutarken ; ihbar edilen kurumlar “ bir de itle köpekle mi uğraşacağız bu sıcakta ? ” diye  denetlememekte…ama belki ileride kendi çocuğunu sokakta ısıracak bir köpekten bulaşacak kuduz hastalığı bilinci olmayan devlet memurundan bunu mu düşünmesini bekliyorsunuz ?


Bir yandan sat , bir yandan terk et veya zehirle.  Her türlü parayı bu canavar sistem içinde zavallıcıklar üzerinde kazan. Ufak bir olayda da suçu hayvanların üzerine at. Artık bu döngü bir ticari sektör haline gelmiş durumda. Bu döngüden ciddi olarak para kazanan  tacirler (!) de ortaya çıkmaya başladı. Sizce bunu binlerce fok balığını öldüren , kürk için hayvanları öldüren , balinaları katledenlerden ne farkı var ?  

Kaldıki toplumu arkanıza almadan , halkla ilişkiler çalışmaları yapmadan , devlet desteği sivil toplum örgütü işbirliği sağlayamadığınız sürece kısırlaştırmanın da tek başına anlamı yok çünkü devlet bu sefer kısırlaştırılmış ve küpeli hayvanları gözünü kırpmadan yine öldürüyor. O zaman diyorsunuz ki bari kısırlaştırılmasın. Demekki toplumun desteğini , eğitim çalışmalarını , diğer stklar ile yapılan çalışmalar yapılmadığı sürece buraya harcanan emek , para ve enerji de boşa gidiyor.

Tüm bu gizli sorunların yanında , ölüm ve işkence kampı haline gelen hayvan barınaklarıyla da sorun çözülemeyecektir. Kaçak İthalat trafiği ile musluk tepeden akmaktadır ama bizler hala yeri  temizlemekle uğraşmaktayız. Yani , aslında tüm enerjimizi musluğu kesmeye adamamız gerekirken biz  hâlâ kendini hayvan sever diyen ancak belki sıradan vatandaştan hayvanlara daha fazla zarar veren kişilerin kaprisleri ile bilinçsiz olarak yapmış oldukları hataları temizlemekle zaman ve enerji kaybettiğimizi kime anlatabiliriz ?


Küçük , insana özgü basit mücadeleler içinde aysbergin  su üstündeki yüzeyini bile görmek istemiyoruz.

Nasıl olsa  “can”larımızın  dili yok ya ?  Kimi kime şikayet etsinler ?


Ahmet Kemal Şenpolat
HABERTURK GAZETESİ
ARALIK 2009


Son Güncelleme ( Cuma, 12 Şubat 2010 17:52 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/pictogramlar/birdost_450_306.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Hayvanlara huzur vermeyen bir toplumun

Hayvanlara huzur vermeyen bir toplumun

 

Balıkesir İl çevre müdürlüğünce geçen sene hayvan dostlarımız adına çok önemli bir karar verildi . Yaklaşık 50 sokak hayvanını öldüren 3 kişi köpek başına 600 liradan toplam 30binlira ödemeye mahkum edildi. Yanlış okumadınız toplamda söz konusu kişiler 90binlira para ödeyecekler. İşin güzel yanı bu paraya yapılan itirazı da Marmara Sulh Ceza mahkemesindeki yürekli bir yargıç da bu itirazı reddetti ve cezayı onayladı.

 

Sokak hayvanlarını bu karar Türkiye açısından yasaların uygulanabilirliğini göstermesi açısından bir dönüm noktası. Hayvanlar bugüne kadar hep öldükleri ve can çekiştikleri ile kaldılar ve bundan cesaret alan diğer havyansevmez caniler hatta belediyeler zavallıları futursuzca öldürmeye devam ettiler.

 

Oysa bu kararla ilk defa Türkiye’de bu kadar yüksek bir idari para cezası çıkıyor. Toplam 50 köpek zehrilenmeiş durumda ve 5199 sayılı yasa aslında UYGULANDIĞINDA bu yasanın idari para cezalar açısından ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Mahkemenin de yapılan itirazı reddetmiş olması , delilleri değerlendirirken objektif olması ve 30binliralık para cezasını haklı bulması bizler açısından bir devrim niteliğinde. Umarız bu karar emsal olur ve bu haberi ve mahkeme kararını herkes okur , bir daha can alırken çok daha dikkatli olur.

 

Unutmasınlar ki onların sesleri yok ama onların hakkını da savunan  , hayvanları da seven ciddi bir sivil toplum örgütü , bir federasyon ve gönüllüleri var.

 

Bizim amacımız aslında yüksek miktarda para cezalarının yanı sıra , bu işkenceyi yapıp hayvanları gelişi güzel istediği gibi öldüren insanların doğrudan ceza mahkemelerinde savcılığın re’sen açacağı davalarla DA yargılanması ve bu eylemlerinin ARTIK kabahat olarak değil suç olarak kabul edilmesi.

 

Hayvanlara yapılan her türlü işkence ve kötü muamele , tıpkı gelişmiş ülkelerde odluğu gibi yargılamaya tabi olması .  İçimizde potaniyel suçlu olarak yaşayacak insanların artık bu eylemlerinin sabıka kayıtlarına da işlenmesi. Kapalı alanda sigara içene verilen ceza da dilencilik yapana verilen ceza da hayvanlara işkence ile aynı tutulamaz. O hayvanların ölürken çekmiş oldukları acıyı hiçbirimiz yaşamak istemeyiz. Çünkü Hayvanlara huzur vermeyen bir toplumun kendisi de huzur bulamamakta. Bugüne kadar da kim hayvanlara eziyet ettiyse mutlaka ileriki hayatta bunun cezasını bir şekilde görmesi de üzerinde düşünülecek ayrı bir konu üştür. Marmara Sulh Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu karar artık kendisinden acizlere güç kullanan herkesin kendisine çeki düzen vermesi gerektiğini , yasaların uygulandığı zaman caydırıcı olma yeteneğini gösteriyor.

 

Şimdi tahsil edilecek bu paranın 5199 sayılı yasa gereği tekrar hayvanlar için kullanılması gerekiyor. Şimdi de bunun takipçisi olacağız. Zarar gördüler acı çektiler ama bari diğer dostlarımız bu parayla kendilerine iyi bir rehabilitasyon ve bakımevi kazanırlar diye düşünüyoruz.

Av Ahmet Kemal Şenpolat

HABERTURK GAZETESİ

ARALIK 2009


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/pictogramlar/buyukcekmecemoloz_dava2_500_727.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

BİR GÖL HAVZASI ÖLÜMDEN NASIL KURTULDU ?

BİR GÖL HAVZASI ÖLÜMDEN NASIL KURTULDU ?

Istanbul’da yaşayanlar dahi pek  bilmez ama Büyükçekmece göl havzası barındırdığı eko sistem ve yaban hayatı çeşitliliği bakımından Türkiye’ nin önemli sulak havzalarından biridir. göl havzası içinde olmasından dolayı , gerek sincapların , tavşanların ,  kekliklerin, tilkilerin , kuşların , kaplumbağaların  barınma yeri olduğu gibi göçmen kuşların da yüzyıllardır Marmara Denizi’nden sonraki mecburi  uğrak ve dinlenme yeridir. İlkbahar ve sonbahardaki göç sırasındaki onlar için duraklamalarında dinlenmelerinde son istasyondur.

 

Buna rağmen Istanbul Büyükşehir belediyesi ne yaptı biliyor musunuz ? hektarlarca alana sahip bu göl havzasının bölgenin moloz ve hafriyat döküm alanı olması için meclisinden karar aldı !

 

Hem de sessiz sedasız. Hem de hiçbir basın kuruluşunda bu doğru düzgün duyulmadan ve şehrin merkezinde bu kadar büyük yeşil bir alanın yok olmasına ve muhalefet şerhlerine rağmen. Ne kadar ilginçtir ki , belediye kararı ile bu bölgeye ancak hafriyat dökülerek topoğrafik yapının düzeltilmesi ve rekreasyon alanı sağlanması için kamu yararı olduğundan bahsetti.

 

Halbuki söz konusu arazi Büyükçekmece gölünü besleyen ana su kaynaklarından birisi olması ve %85i stabilize tabir edilen geçirgen katmanlardan oluştuğu bilinmesine rağmen. Gelen molozlar ise neye neden olacaktı biliyor musunuz ?

 

Civar inşaatlardan taşınan  inşaat hafriyatları ve molozları tamamı killi topraktan oluşması nedeniyle zaman içinde bu yüzeylerin bu malzemeyle kaplanması sonucu Büyükçekmece gölü alttan su kaynakları tarafından beslenemeyecek ve gelecekte çok örneğini Türkiye’nin bir çok bölgesinde gördüğümüz üzere kuruyacaktı. Tıpkı Seyfe Gölü , Akşehir Gölü , Beyşehir Gölü gibi . Çünkü killi malzemeni oluşturmuş olduğu malzeme , yağmurlar sonrası bile adeta su geçirimi mümkün olmayan bir katman yaratacaktı.

 

Istanbul 5. İdare mahkemesine HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu olarak açtığımız bu idari kararın iptali davasında mahkeme yürütmenin durdurması yönünde çok cesaretli bir karar verdi.  Belediyenin itirazını ise üst mahkeme reddetti. Çok ilginçtir biz hayvanların doğal yaşamı yok olmasın diye mücadele ederken , sanki birilerine de nazire yaparmışcasına bu mahkeme kararı ;   sadece o bölgedeki doğal yaşam alanını korumakla kalmadı aslında  o bölgeden yararlanan milyonlarca insanın içme suyu alanının , yeşil alanının imara açılmasını , gölün kurutulmasının da önüne geçmiş oldu.

 

Yani neymiş , hayvan hakları savunucuları kamuoyunda bilinenin aksine insanlar için bile mücadele ediyormuş.

 

Keşke aynı duyarlılık toplumun her kesiminden gelebilse. İnşaat molozları , hafriyatçıların atıkları mahkeme kararlarına gerek kalmadan seçtiğimiz kişilerce doğrudan bizler lehine yorumlanabilse. Ne yazıkki sivil toplum örgütlerinin zamanında yaptığı uyarılar , çalışmalar dikkate alınabilse.

 

Av. Ahmet Kemal Şenpolat
HABERTURK GAZETESİ
OCAK 2010 

Son Güncelleme ( Salı, 02 Şubat 2010 15:45 )

Sayfa 1 > 4