Reklam

Konuk Yazarlar

Yılmaz Dikbaş - AB'de Hayvanlar

Yılmaz Dikbaş - AB'de Hayvanlar
AVRUPA BİRLİĞİ’NDE HAYVAN KIYIMI


Laboratuarlarda, üzerlerinde çeşitli deneylerin yapıldığı canlı hayvanlara, ‘kobay’ ya da ‘denek’ denilmektedir. Başlıca denek hayvanları şunlardır: Kedi, köpek, at, koyun, sıçan, fare, tavşan, maymun, şempanze, domuz, hamster ve kuşlar. Hayvanlar üzerinde yapılan ve tümü acı veren ve bir bölümü de ölümle sonuçlanan deneyler ise şunlardır: Zehirleme, aç, susuz ve uykusuz bırakma, göze ve deriye ilaç sürme, kimyasal madde ve kozmetik püskürtme, hastalık bulaştırma, damarlardan kan boşaltma, deri yüzme, beyine hasar verme, felç etme, ameliyatla parçalama, radyasyon verme, zorla besleme, elektrik akımı verme, yakma,  

Son Güncelleme ( Perşembe, 07 Haziran 2007 06:59 )

 

Can Dündar - Bir Kenti Anlamak

Can Dündar -  Bir Kenti Anlamak
Bir kenti anlamak

Çok insan tanıyanların, yılların hediyesi bir görüp geçirmişlikle giderek insan sarrafı olması gibi, çok diyar gezenler de gördükleri kentleri daha çabuk ve yakından tanır hale geliyorlar.
Nasıl bir insanı anlamak için kimi gözlerine, kimi sözlerine bakarsa benim de ilk bakışta bir kenti anlamak için kendi kıstaslarım var.  

Son Güncelleme ( Çarşamba, 06 Haziran 2007 10:53 )

Tınaz Titiz - SAYGILAŞIM

Ben hayvansever değilim!
Evet, ben bir hayvansever değilim. Kendime yakıştırabileceğim sıfat "hayvansayar" olabilir.

"Sevgi" duygusunun farklı kaynakları olabilir ve kolayca da marazi yönlere kayabilir. Çok sevdiği için sevgilisini doğrayan, çok sevdiği ev hayvanı nedeniyle tüm diğer hayvanlara ilgisiz kalan, vatanını çok sevdiği için sevmediğini düşündüklerini gözünü kırpmadan öldürmeye hazır kişilikler, sevginin her zaman saf kalamadığını gösteriyor.
 

Son Güncelleme ( Pazartesi, 11 Haziran 2007 14:25 )

Murat Belge : 'Medeni' ile 'vahşi'

Murat Belge : 'Medeni' ile 'vahşi'
Montreal'de geziyoruz. Ağaçlık bir yerde, çok sayıda kırmızı sincap var. Beni Kanada'ya, konuşmaya davet eden arkadaşımın karısı anlatıyor: "Eskiden sincabın çok şirin bir hayvan olduğunu düşünürdüm" diyor. "Ee? Değil miymiş?" "Gene şirin olabilir" diye devam ediyor, "ama bahçe sahibi olalı ne kadar muzır olabileceğini de anladım."
Bu dolaştığımız yer kentin dışında olmasa da ağaçlık, kırlık bir yer. Ama kentin içinde gezinirken de birer ikişer görüyorduk bunları. Şimdi şu satırları yazarken Toronto'dayım. Burada kırmızısına rastlamadım ama siyahı var, grisi var.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 11 Haziran 2007 14:22 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/barinaklar/zeytinburnu105_559_423.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Köpek Seviyorsanız Bakımevinden Alın - Engin Ardıç

Köpek Seviyorsanız Bakımevinden Alın  - Engin Ardıç

KÖPEK ATILMAZ


Ataşehir'deki hayvan barınağı dolmuş taşmış, yetkililer yakınıyorlar: 'İki gün sonra sıkılıp sokağa atacaksanız kedi köpek almayın!'

Öğrenecekler. Hayvan sevgisini yeni keşfettiler, daha doğrusu içlerindeki 'sevgi verme güdüsünü' insandan hayvana çevirdiler ya (makbul sayılıyorsa bu!), sokağa atmamayı da öğrenecekler... Bu arada bazıları da doğurduğu bebeği cami kapısına bırakmamayı öğrenir belki.

Eve kedi köpek 'moda olduğu için' alınmaz. 'Çocuk oynasın da sıkıldığı zaman savarız' diye hiç alınmaz. 'Komşunun var, bizim de olsun' denilmez. Hayvan oyuncak değildir. Araba da değildir, mobilya da değildir.

Onunla birlikte yaşamak için alınır. Tıpkı evlenir gibi.

Çünkü köpek sevgiyle yaşar. Sevgisiz kalırsa ölür.

Bir arkadaşım köpeğini çiftliğe göndermişti (işleri yoğun, sürekli ilgilenemiyor!), hayvancık yemeden içmeden kesildi, 'atıldığını' düşündü ve intihar etti. Orada çok iyi bakıldığı, yediği önünde, yemediği ardında olduğu halde açlıktan öldü.

Çünkü sahibinin onu terkettiğine inanmıştı.

Ve ben o arkadaşıma kızdığım kadar hiçkimseye kızmadım.

Kimilerinin hiç hoşlanmadığı, 'mekruh' saydığı, kimilerinin ısıracak diye korktuğu köpek, aslında çok zavallı bir yaratıktır. Köpekten korkana acırım.

İnsana muhtaçtır.

Vereceği kemiğe değil, göstereceği sevgiye.

Köpek sevgiyle ayakta durur.

Ve köpekle bir ömür birlikte geçirilir.

Merak etmeyin canım, sizin kadar yaşamaz! En fazla on, on beş yıl sonra o sizi bırakacaktır!

Ve onun nasıl elden ayaktan düştüğünü göreceksiniz. Artık hoplayıp zıplayamayacak, çişini tutamayacak, gözleri görmeyecek. Eskisi gibi maskaralık edip sizi eğlendiremediğini, sizi gerektiği gibi koruyamadığını hissedip üzülecek.

Bunu da yaşayacaksınız. Ve onu kendi elinizle gömeceksiniz. Ve kahrolacaksınız.

Çünkü sevginin kıymetini anlamanız için onu yitirmeniz de gerekiyor.

Haa, bakınız, kedi, köpek gibi değildir.

O, siz olmadan da yaşar.

Çünkü bencil, çıkarcı, ikiyüzlüdür. Ama, insan ölçülerine göre! Kedi ölçülerine göre, hayır.

İnsanın köpekle ilişkisi, karşılıklı bir ilişkidir. İki taraf da birbirlerine birşeyler verirler ve karşılığında birşeyler alırlar.

Oysa kedi sevgisi tek taraflıdır. Kedi sizi sevmez, kedi kendini sever. Siz onu karşılık beklemeden seveceksiniz.

Kedi nankördür. Size göre... Ona sorarsanız, hayır.

Ve kedi insana çok çok önemli bir şey öğretir: Nankörü de sevmeyi!

Karşılık beklemeden, çıkar ummadan, yalnızca sevmek için, sevmenin tadına varmak için sevmeyi.

'Tam okşarken okşarken tırmalıyor namussuz', öyle mi?

Ne yani, çocuğunuz 'okuyup doktor, avukat, mühendis' olmasa da, hırsız çıksa, katil çıksa onu sevmeyecek misiniz? İşte bunun gibi bir şey...

Koltuklarınızı parçalayacak, içinizden kalayı basarak tamir ettireceksiniz, yüzünü değiştireceksiniz. Buna katlanacaksınız. Gel dediğiniz zaman gelmeyecek, git dediğiniz zaman gitmeyecek, laf anlamayacak ve dinlemeyecek, boyun eğeceksiniz. Siz onu sevmek istediğiniz zaman değil, o size kendini sevdirmek istediği zaman sokulacak kucağınıza. Alışacaksınız. Öğreneceksiniz.

Neyi mi? 'Sevip de karşılık bulamamanın' ne demek olduğunu!

Bir çeşit 'education sentimentale' yani hanımlar beyler! Hayat mektebinde mis gibi hayat dersi...

İki gün sonra sıkılıp atacaksanız almayın, bu işe hiç kalkışmayın. Kedi köpek atılmaz, onunla bir ömür geçirilir. Çocuğunuz için katlandığınız fedakarlığa kedi köpek için katlanamayacaksanız girmeyin bu işe. Çünkü o da 'bir nevi' çocuktur, hiç büyümeyecek ve sizden önce ölecek bir çocuk.

Yürütemeyecekseniz, evlenmeyin de. İşte onun gibi. Çünkü o da 'bir nevi' evliliktir, bir nevi karı ya da kocadır.

Çocuk sevmeyenin, insan sevmeyenin, hayvan sevmeyenin de Allah bin belasını versin, tamam mı?


ENGİN ARDIÇ
Ocak 2001 Star Gazetesi

Son Güncelleme ( Pazartesi, 19 Eylül 2011 14:50 )

Sayfa 26 > 26

www.mujo.in Blog | Güncel Bilgi, Haber, Müzik, Oyun, Film, Dizi, Fragman izle www.cyber-attackers.org Cyber Attackers Team Black Hats Community Turkish Hackers