Reklam

Örnek Bakım Evleri


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Şarköy Bakımevinden Gelişmeler

Şarköy Bakımevinden Gelişmeler

Temmuz ayında başlayan Şarköy Bakımevi seruvenim Trakya turu kapsamında HAYTAP 'ın buraya gelmesi ile devam etti.

Bugüne gelene kadar bir dizi sorun ve problem yaşadık. Fakat akşamdan sabaha hepimizin bildiği gibi hiç bir şey düzelmediği gibi Şarköy'de de düzelmedi.Yaşanan aylar ve olaylar sonunda artık burada STK ve Belediye birbirimizi anlıyor ve ortak yol buluyor duruma geldik.Tüm Türkiye karlar altındayken burada sadece soğuk vardı günlerdir.

Bu sabah kalktığımız da her yerin bembeyaz olduğunu gördük.Tabii ki hemen hemen hepimiz gibi aklıma ilk gelen sokak hayvanları oldu.Ne olacak?? bu hayvanlar eyvah!! Dedim. İlk önce Bakımevini düşünürken Belediye ile görüş sağladık Sevgili Tülin hanım ile.Sayın Başkanımıza; Başkanım hava çok kötü bu hayvanların doyması gerekiyor diye gittik. Aldığımız cevap karşısında mutluluktan adeta ayaklarım yerden kesildi. Sayın Başkan bizden önce durumumun ciddiyetini anlayarak ekiplerini yola çıkarmış ve 500 ekmek siparişi vermiş.İnanın o an hissettiklerim ayaklarımı yerden kesti.Ve hemen Başkanımıza bizlerinde Bakımevimize yardım olarak gelen mamaların bir kısmını araç tahsisi verdiği takdirde sokak hayvanlarına dağıtacağımızı sunduk.

Hiç şüphe etmeden hemen araçlarını çıkardı ve 500 Ekmek artı Hepsine yetecek kadar  kuru mama takviyesi yapıldı bizzat ellerimle dona dona,titreye titreye..Hep özendiğim Belediyelerden biri olarak Şarköy Belediyesine bugün ki bu davranaşından ötürü duyduğum minnet ve teşekkür tarif dahi edilemez. Evet bizlerde artık özenilen bir Belediye olduk. Dedim bugün kendi kendime. Şarköy Belediyesi! ve Barınak Çalışanımız Hakan Keklik Teşekkürlerimii ve minnetlerimi yürekten sunuyorum size.Bugünün kahramanı sizlersiniz gözümde.

Bir diğer gelişme ise;

Sayın Şarköy Kaymakamımız havanın soğuduğunu gördüğü an sabahın 10 unda Belki mesaisine başlamadan Bizzat kendisi Bakımevine gelerek tüm hayvanlarla yakından ilgilendi.Yavrulu annelerin ve yavruların sıcak yerlere alınıp alınmadığı sordu.Herşeyin yolunda olduğunu gördüğünde artık görevinin başına döndü.Bu örnek davranışı için Sayın Kaymakamımızı yürekten kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.

İşte kar'ın düştüğü ilk günden Şarköy'de Havalara uçuran  mutluluklar olarak tamamladık.Sanırım bu 2 şahane gelişme bugün beni motive etmeye ve soğuğu bile hissetmememe sebep oldu.

 

 

Ve bugün 03.02.2012.

Çiçeğimizi alıp Şarköy Belediye Başkanına teşekkür için gittik.Kendisi çok mutlu olarak Bizlerin Nasıl Çalıştığını,mama desteği sağladığımızı ve birlikte Şarköy Barınağını sistemli bir şekilde yürüttüğümüzü KAYMAKAM a anlatmış.Bu çok büyük bir gelişme olarak yine havalara uçurdu.Dahası da var! Başkanımız sözünü vererek en az 10 yere mama su odaklarını istediğimiz gibi taslak vererek oluşturacağını söyledi.Güneş son zamanlarda hiç doğmayacak sandığım bizden doğmaya başladı.Dilerim HAYTAP bünyesinde her yerden Güneşin Doğmasına katkıda bulunurum.Şarköy'de bunlar oluyor ve güneş yüzünü gösterdiyse her yerde doğacağına tüm kalbimle inanır hale geldim.

 

Sevgiler/ Okan OFLAZ/Şarköy

 

 

 

 

 

 

 


 

Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Diyarbakır'da Örnek Bir Bakımevi

Diyarbakır'da Örnek Bir Bakımevi

Diyarbakır Bakımevinin yeni yapılan bölümleri ve yeni yapılan gölgeliklerinin resimlerini ekte gönderiyorum.

Gölgelikler çok güzel oldu. Resimlerde de göreceğiniz gibi altına ısı geçirmeyen bir malzemeden yapılmış.Büyük alanlara da gelecek yıl bu gölgeliklerden yapılacak.

Boş olan alanlarda yeni bölümler yapıldı. Bayağı bir büyüdü bakımevi. Şimdi kendi bölümlerinde rahat rahat yaşıyorlar hayvanlar.

Çok şükür yemek sorunumuzu da Araştırma Hastanesi çözdü. Öğle ve akşam yemeklerini çöp karıştırmadan bize gönderiyorlar. Hastane Başmüdür yardımcısı Sibel hanım çok duyarlı bir insan. Çok yardımcı oluyor. Kolordu ve bir özel okuldan gelen yemeklerle birlikte artık yemekler artmaya bile başladı. Kuru mama da alındı ve yemek az olursa kullanmak üzere saklıyoruz.

Yeni ultrason cihazı ve ortopedi seti alındı.2012'de Röntgen cihazının alımına da karar verildi.

Bakımevinde şu anda kısırlaştırılmamış hayvan  kalmadı.Sanırım Diyarbakır'da da kısırlaştırılmamış çok az köpek kaldı.

Gelecek yıl Diyarbakır'ın merkezi bittikten sonra ilçe ve köylerdeki hayvanların kısırlaştırılmalarına başlanacak.

Bir de güzel bir kedi evi yapılırsa çok mutlu olacağım.

Federasyonumuzun el attığı bölgeler umut ışığı saçmaya doğru kişilerle izlenen doğru çalışmalar mutlaka semeresini veriyor.

Darısı diğer bakımevlerinin başına.01/12/2011

Sevgiler,saygılar.

Sevgi Ekmekçiler - Diyarbakır

HAYTAP Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Son Güncelleme ( Cuma, 02 Aralık 2011 10:04 )


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Kimsesiz Sokak Hayvanları - Ayşe Arman

Kimsesiz Sokak Hayvanları - Ayşe Arman

İNTERNETTE gördüm.

Mahvoldum.

O köpeklerin hali içler acısı.

Küçücük hücrelerde yatıyorlar.

Ağızlarından kan geliyor.

Soğukta, fayansların üzerinde titreyerek can çekişiyorlar.

Kusmuk, dışkı ve kan içinde.

Genç yaşlı bakılmaksızın kısırlaştırılıyorlar, hatta hamile olanlar bile.

Gönüllüler, cep telefonlarıyla çektikleri görüntüleri ve içeriden yaptıkları tespitleri böyle aktarıyorlar.

Altına da Hasdal’ın bir işkence merkezi gibi çalıştığını yazıyorlar ve birilerinin bir an evvel bir şey yapmasını istiyorlar.

Biliyorsunuz ardından insanlar isyan etti, yürüyüşler düzenledi.

Sözünü ettiğim yer Hasdal Hayvan Barınağı. Evsiz, barksız, hasta, sakat köpekler güya orada rehabilite edilecekler. Tedavi edilip, aşılanıp, kısırlaştırılıp mahallelerine geri iade edilecekler.

İşte kısır döngünün başladığı yer burası, bu noktadan itibaren, o kimsesiz sokak hayvanlarının daha da perişan olma süreci başlıyor.

Toplanıp barınağa getirildikten sonra bir kısmı iyileşiyor, bir kısmı iyileşemiyor.

İyileşenleri de, genellikle mahalleli geri istemiyor.

Her ne kadar hayvansevermiş· gibi görünen bir milletsek de, işin gerçeği bu.

Zaten o barınakta bulunmalarının nedeni de o mahalleli.

Ya şikayet etmişler, ‘Gelin bunları alın!’ demişler, ya taşlamışlar, ya yolda araba çarpmış, ya çocuklar taciz etmiş…

Hayvanların düştüğü bu acınası durumda, belediyenin hatırı sayılır bir payı olabilir.

Ama aynı oranda, mahallelinin de payı olduğu su götürmez. Sınıfı geçti diye çocuğuna köpek hediye edip, bir ay sonra, ‘Bakımı da çok zormuş!’ deyip sokağa atanların da. Anlayacağınız, çözüm öyle kolay değil.

Sadece o fotoğrafları yayınlamak, yetkileri göreve çağırmak tek başına çare değil.

Önce bu meselenin üzerinde ciddi kafa yormak gerekiyor. Para bulmak gerekiyor.

Sonra, doğrusu nasıl yapılmalıyı öğrenmek ve öğretmek gerekiyor. Kafamda bu düşünceler, geçen Pazar, Hasdal Hayvan Barınağı’nın yolunu tutuyorum.

BARINAĞA girmek istediğimizi söyleyince hafif bir tedirginlik oluyor.

Ama yine de fotoğrafçı arkadaşım Emre Yunusoğlu’yla birlikte içeri giriyoruz.

Engellemiyorlar.

Bizi Veteriner Hekim Mehmet Kerim Ayan karşılıyor.

Aslında görevi başka, gıdadan sorumlu, köpekler direkt onun sorumluluğunda değil ama bize elinden geldiğince bilgi vermeye çalışıyor ve barınağı gezdiriyor.

Tabii ki internette yayınlanan o vahşi görüntülerden sonra bir iyileştirme söz konusu olmuştur.

Ama benim gördüklerim bana yetti.

Şöyle anlatayım, orası köpekler için bir çocuk esirgeme kurumu gibi, göz göze gelince ağlamak istiyorsun, gerçekten yardıma, yuvaya, sevgiye ihtiyaçları var, çoğu sakat, zayıf, hasta…

İnsanın gözünün içine öyle melül melül bakıyorlar ki, kahrolmamak mümkün değil.

İnce uzun bir koridorda…

Yan yana kümes biçiminde hücreler sıralanmış.

Önü demir parmaklık.

Her hücrede beş, altı köpek bir arada.

Çok dar bir alan.

Biraz eğimli, kakalarını da oraya yapıyorlar, yemeklerini de orada yiyorlar.

Her yer beyaz fayans.

Ve soğuk.

Hava da soğuk, kullanılan malzeme de.

Kim inşa ettiyse orayı hayvan sever olmadığı kesin!

Zavallılar, inliyorlar, ağlıyorlar, acı çektiklerini göstermeye çalışıyorlar.

‘Beni bırakma burada, al beni’ der gibi bakıyorlar.

Ya da bana öyle geliyor.

O demir parmaklıkların arasından patilerini uzatıyorlar ki sevilsinler diye… Ki onları da bir seven çıksın diye…

Aralarında sokak köpekleri de var cins köpekler de…

İşte onlar sokağa atılanlar…

Hepsi ilgi istiyor.

Biri geldiğini, onlarla ilgilendiğini görünce de, sanki ortak bir isyana katılıyormuş gibi hep bir ağızdan havlıyorlar.

Ama burası bir rehabilitasyon merkezi, köpek bakım yeri değil.

Buraya gelenler, ya yaralı, ya sakat ya da hasta…

Hasdal’ın bir müşahade merkezi var, bir de ameliyathanesi…

En zor durumda olanlar, o müşahade merkezinde kalıyorlar, 20 hücre yan yana ama önü parmaklıklı değil, kapalı.

Orası, insanın kabusu olur, o kadar fena. Yer fayans bile değil, beton. Köpeklerin altında ne bir gazete kağıdı var ne bir muşamba. Üstelik bunlar ameliyattan çıkmış ya da gidecek köpekler.

Bir tanesi de belli ki yeni anne olmuş, yanında yeni doğmuş hap kadar yavruları… Hepsi taşın üzerinde… Hayatta kalırlar mı bilmiyorum.

Orada iyileşenler, biraz önce anlattığım yere geçiyorlar, demir parmaklıklı hücrelere.

Beni karşılayan Mehmet Bey’e, Hasdal’ın yanındaki sivil toplum örgütüne ait olan barınağı soruyorum.

‘Oradaki hayvanlar, doğal ortamda yaşıyorlar’ diyor.

Ve ilginç bir kıyaslama yapıyor: ‘O köpekler özgürce dolaşabiliyorlar, biz yapamıyoruz, çünkü mevzuat böyle. İstesek de dışına çıkamayız!’

Mehmet Bey’e teşekkür edip yan barınağa geçiyorum.

Burası da, Doğal Hayvan Barınağı

Adı, Sahipsiz Hayvanlar Koruma Derneği (SHKD) Doğal Hayvan Barınağı.

Burası bir İngiliz’in çabasıyla kurulmuş. Hayvanlara eziyet edilmesini istemeyen biri. Artık Türkiye ile bir bağlantısı yok, ülkesine geri dönmüş ama finansı sağlayan hala o.

Bir model oluşturmak istemiş.

Barınaklar böyle de olabilir göstermek istemiş.

Bu satırları okuyan herkesin o iki barınağı gidip görmesini ve değerlendirmesini isterim. Burada köpekler, ağaçlık bir ortamdalar. Bir derinlik var, ormanlık alana doğru genişliyor.

Köpekler doğal bir alanda yaşıyor.

Her hallerinden mutlu oldukları anlaşılıyor.

Pal Sokağı Çocukları gibi duruyorlar.

Afacan Beşler.

Gizli Yediler.

Karo, fayans, beton yok.

Toprakta yatıyorlar.

Şirin kulübeleri var.

Kulübelerin tepelerine battaniye konmuş, bakıyorum, aaa bir tanesi doğurmuş, yavrularını kucağıma alıyorum…

Sonra öğreniyorum ki, bu barınakta çalışan hemen herkes gönüllü, para almıyorlar. Kimse buraya gelmeleri için boyunlarına çökmüyor. Oysa, devlet memurları için barınaklar bir sürgün yeriymiş. Kolay kolay kimse barınaklarda çalışmak istemezmiş. Hasdal’da çalışanların gönüllü olduğunu söylemek zor yani.

Vardır ama işlerine tutkuyla bağlı durmuyorlar.

Buradakiler öyle.

Esas fark da şu.

Hasdal da sevgi yok, burada var!

Amaçları da, ‘Barınak inşa etmeyelim, hayvanlara doğal ortam yaratalım. Kısırlaştırıp aşılayıp serbest bırakalım, küpeleriyle mahallelerinde salınsınlar, eğer onları kimse istemiyorsa yaşamlarını burada sürdürsünler.’

Yan taraftan bugüne kadar 700 köpek almışlar. Şu anda 2000 köpekleri var. Mutlu köpekler. Gidip görün derim.

Ve bir gün köpeğinizden kurtulmak istiyorsanız- bu felaket bir şey ama yapacaksanız – onu sokağa bırakmayın, buraya getirin.

Sizin veremediğiniz sevgiyi, bu barınaktaki gönüllüler onlara verecektir!

Bilgi, Murat, Selen, Elif, Zehra ve Nilüfer…

Oranın gönüllüleri…

Ben Louis Vuitton’dan gelen 20 bin lirayı, huzurlarınızda onlara vermek istiyorum, buradaki 2000 köpeğe mama ve ilaç almaları için…

Onlar Anadolu’ya sınır tanımaz veteriner olarak giden grubun içinde ayrıca, gidiyorlar bir bölgedeki bütün sokak köpeklerini tedavi ediyorlar, aşılıyorlar, kısırlaştırıyorlar…

Gönül isterdi ki Hasdal’daki parmaklıklar ardındaki köpekler için de bir şey yapabilelim…

Bu mesele üzerine de Kadir Topbaş ile konuşabilmek isterim…

Bana vakit ayırabilirse…

Ver sormak isterim:

Acaba Hasdal’ı böyle doğal bir alana çevirmek mümkün olamaz mı ?

Ayşe Arman

23.02.2011

 

 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17096104.asp

 


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Bakımevlerin deki Sahipsiz Dostlarımız Desteğinizi Bekliyor

Bakımevlerin deki Sahipsiz Dostlarımız Desteğinizi Bekliyor

 

Türkiye'deki bakımevleri·çin lütfen HAYTAP üyesi ve temsilcisi olduğumuz derneklerle temas sağlayınız. Türkiye'deki·bir çok ·akkında bilgi edinebilme· şansınız var. Ayrıca web sitemizin sol tarafında bulunan Haytap üyesi derneklere de tıklarsanız diğer il ve ilçelerdeki gönüllü arkadaşlarımıza da ulaşabilirsiniz.

Bakımevlerinde sahipsiz dostlarimiz desteginizi bekliyor...
··
··

 

Türkiye'de Bakımevi Gerçeği

Türkiye'de Bakımevi Gerçeği

Değerli Arkadaşlar ,

Biraz uzun bir yazı ama, sonuna kadar okursanız sevinirim.
Barınaklar ne kadar iyi koşullarda· olursa olsun, nihayetinde hayvanlara bakış açısı çok belli olan veteriner hekimler ve toplumun en alt kesiminde· ve mahrumiyet içinde yaşayan kesiminden gelmiş BAKICILARIN etkin olduğu yerlerdir.

Bunun yanında, ne kadar geniş alanlar oluşturmaya çalışırsanız çalışın, nihayetinde TEL KAFESLER ARKASINDA hapsedilmek durumu söz konusudur.

Vaktiyle çalışmasını beğendiğimiz ama hayvanlara kötü muamelesini önleyemediğimiz için işten çıkarttığımız eski· bir işçimizin evine erzak götürmüştük. Evin pencerelerinin naylonlarla kapatılmış olduğunu, kışın evde soba olmadığını, hanımının yanağında da dayaktan dolayı morluk olduğunu görmüştük. Bunları düşünürken, 6 yaşındaki çocuk kardeşi ile kavga edince, hanım o çocuğu iki kulağından tutup havaya kaldırmıştı. Oradan ayrılırken, bu yaşam tarzının içindeki bu adamın,· hayvanlara İYİ BİLE davrandığını düşünmüştüm.

En güvendiğiniz bakıcı bile sizi şaşkına döndüren hatalar yapar. "Güvenmediklerinizi" varın siz hesap edin. Doğru düzgün adamlar da gelip onca hayvanın içine girmezler. Unutmayın bu toplumda "iti an taşı hazırla" ve "değneksiz köye uğramış it" sözleri çok yaygındır. Onlar denice akla TAŞ ve DEĞNEK gelir, bunlarla adeta özleşmiştir hayvancıklarımız, maalesef.


Geniş alanlar sağlamak ve karınlarının çok iyi doyduğu durumlarda bile, köpekler arasındaki KAVGALARI en aza indirebilİrisiniz ama tam olarak ÖNLEYEMEZSİNİZ. Her birini ayrı yerlere koyduğunuzda, metrekarelik hücreler oluşur.

Fakir insanların eczaneden ilaç alamadıkları bir ekonomik ortamda, tedavi ve bakım şartlarını en iyi şekilde yerine getirmeniz imkansızdır. Bunu sağlamaya çalıştığınızda korkunç rakamlarla karşılaşırsınız. Vatandaşının bakım ve tedavisini sağlamayamayan, onları hastane kuyruklarında işkenceye mahkum eden bir devlet, hayvanlarına da elbette daha iyi ortamlar yaratmaya muktedir değildir.

Toplu yaşam alanlarında HİJYENİK ortamlar sağlamak asla mümkün değildir. Hayvanların mikrop kapma ve hastalanma oranları SOKAKLARA göre daha fazladır. (Bunu 15 yıl büyük üniversite hastanelerinde yöneticilik yapmış bir insan olarak söylüyorum)
Veteriner hekimlerin TIBBİ MÜDAHALELERİ ni de siz kontrol edemezsiniz. Yine bir zamanlar, durumu daha iyileştirmek adına maaşını dohayko dan vererek barınağa aldığımız bir veteriner hekimin kısırlaştırdığı ve aldığımız üniversite alanına bıraktığımız ve oradaki hocaların baktığı küpeli hayvanlar HAMİLE kalıp yavrulamışlardı.

Üniversiteden bize telefon açıp "DOHAYKO nun küpeli köpekleri yavruladılar" dediklerinde biz de "Veteriner hekimlerin diplomalarını DOHAYKO değil, TC Devletenin üniversiteleri veriyor, kendi kurumlarınızı sorgulayın" diyebilmiştik ancak. (sonra o veterineri ayırmıştık).
Beton alanlar yaparsınız, kolay yıkanır ama yazın güneşte yakar, kışın soğukta dondurur. Ne kadar yıkarsanız yıkayın, tam bir dezenfeksiyon yapamayacağınız için, mikroplardan arındıramazsınız.
Her yeri toprak ve bitki yaparsınız, pislikleri almanın zorluğunun· yanında kışın çamur sorunu olur, hayvanlar çamura bulanırlar. (ben yine de toprağı kesinlikle tercih ederim).
Her adamın başında sürekli duramayacağınız için, toplumsal denetimi sağlamak için akşama kadar ziyarete açık tutsanız bile, evinde karısını çocuğunu döven ve bunu kendi büyüklerinden gelenek olarak almış, hayatın altında EZİLEREK ÖFKE BİRİKTİRMİŞ adamların gönülden İYİ MUAMELESİNİ sağlayamazsınız.

Bizim barınaktaki adamlarımızla çok iyi ilişkiler içindeyiz. Zaman zaman onları tüm aile ve çocukları ile birlikte AKŞAM yemeğine çıkartırız. Erzak desteği verir ve hastalık durumlarını biz hallederiz doktor çevremizle. Onların da bizi sevdiğine inanırız ve gerçekten severler.
Ama zaman zaman bizi şoka uğratan öyle HATALAR yaparlar ki, o barınağı KAPATSAK ve bütün hayvanları sokaklara bir anda bıraksak deriz.
Bizim barınakla ilgilenen yönetim kurulu üyesi arkadaşım Feride hanım bir gün "Nesrin Hanım, biz burada içerden dışardan adeta bir ORDU ilgileniyoruz, yine de bunlar oluyor. Diğer barınakların halini düşünmek bile bana DEHŞET veriyor" demişti. Feride hanımın her şeyi özetleyen bu çaresiz sözlerini hiç unutamam.
Şu anda buradaki barınağı tamamen yavrulu anneler, küçük köpekler, sakatlar, mağdurlar, terk edilmişler, işkenceye uğramışların kaldığı bir yer haline getirmeye başladık. Bunun yanında çok saldırgan olanlar da burada tutuluyor. Bir de kısırlaştırılıp bırakılacaklar geçici kalıyor.

Sokaklar çok mu iyi? Hayır. Ama en çok emek verilen ve destek sağlanan bizim barınağımız da çok iyi olamıyor.
Bu konuda yapmaya çalıştığımız, her zaman bahsettiğim PR çalışmaları ile, TV ler, gazeteler, broşürler, mahalle toplantıları, okul toplantıları dahil olmak üzere TOPLUMU bu hayvanların KORUNMASI konusunda eğiterek sokaklardaki VAHŞETİ biraz olsun azaltmak, SOKAKLARI DAHA YAŞANILIR hale getirmek.
Eğer derseniz "Devlet sokakları insanlar için dahi güvenli ve yaşanılır hale getiremiyor, bir yandan trafik bir yandan hırsızlık, kapkaç, siz hayvanlar için ne kadar güvenlik sağlayabileceksiniz", bunun cevabını ben de bilmiyorum!!!.
Bizim yapmaya çalıştığımız, elimizden geldiği imkanlar elverdiği kadar, barınağı en azından ASGARİ YAŞAM KOŞULLARINDA tutarken, SOKAKLARI DA DAHA GÜVENLİ hale getirmeye ÇABALAMAK.

Bu iki amaç ta elbette tam olarak gerçekleşmiyor. Ama CİDDİ BİÇİMDE MESAFE alınabiliyor, sorunlar en azından ÇÖZÜLEBİLİR ve KONTROL edilebilir düzeylerde tutulabiliyor.

Şu anda barınakların yanında· sokakların da daha güvenli olmasına zaman ve emek vermek daha doğru gibi görünüyor bana. Ama bu kesin DOĞRUDUR da diyemiyorum. Sadece barınakta yaşadığımız zorluklar bu düşünceyi oluşturuyor.
Kısaca bu beton, demir ve makinelerle örülmüş dünyada bu hayvanlara yer olmadığını, onları her yerde zorlukların beklediğini biliyoruz. Bunu en aza indirmek için çabalıyoruz.

Selam ve sevgiler·

NESRIN ÇITIRIK HAYTAP DÖNEM SÖZCÜSÜ

01/03/2006

Bir barınakta olması gereken belli başlı hususlar için ( Tıklayın )

Bir barınak planı örnek· için ( Tıklayın )

Türkiyedeki Barınaklar· ( Tıklayın )

Son Güncelleme ( Pazartesi, 04 Temmuz 2011 10:22 )

Sayfa 1 > 6