FARKINDALIK ÇALIŞMALARIMIZ

SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti

 

1-     Hayvana şiddet’e karşı başlattığınız kampanyanın başbakana kadar ulaşacağını düşünüyor muydunuz?
Eğer bu çalışma bir sivil toplum örgütü çalışması olmasaydı ,  süreklilik kazanmasaydı başbakanlığa değil belediye başkanlığına bile ulaşamayacağını adım gibi biliyorduk. Hayvan haklarında çalışmak demenin sadece kedi köpek besleme dürtüsü olmadığını anlatabilmek çok zor. Ya da onlarla sevgi paylaşımından öte çok daha geniş kapsamlı , makro bakış açılı , hukuk ve halkla ilişkiler çalışmaları ile bir bütün olduğunu anlatıp insanları ikna edebildiğimiz takdirde başbakanlığa ulaşabileceğimizden çok emindim. Ancak bir çok kişiyi  bu davaya bu bakış açısıyla  inandırabilmek uzun yıllarımızı aldı. Bölük pörçük devam eden çalışmaların somut bir hedefe  ulaşabilmesi  hiçbir zaman mümkün olmadığını hepimiz aslında biliyorduk. Onun için burada kilit iki kelimenin federasyon olmamızın ve ulusal çapta sivil toplum örgütlenmesi olduğunu belirtmeliyim. Bir bütünlük arzetmeden de belki başbakana ulaşabilirsiniz ama o çalışmalar hep saman alevi gibi günübirlik yanıp sönmeye mahkum olacaktır.


2-     Kampanyada topladığınız imza sayısı kaçı buldu?
Tuna Arman’ın kampanyada topladığı imza sayısı sanırım yurtdışından destek verenlerle beraber 333bine yaklaşmıştı.
 

3-     Başbakan’a görüşme talebi ne zaman iletildi ve ne kadar süre içinde size geri dönüldü?
Bu görüşme için sevgili Yonca Evcimik uzun süredir çalışıyordu ve sanırım başbakanlığa durumun toplum sağlığı ile ilgili hassasiyetini de belirtmemiz ve   başvurmamız üzerine 15 -20 gün içinde geri dönüş geldi. Ancak kamuoyunda uzun yıllara yayılan bir hassasiyet oluşturulmasaydı sanırım daha çok uzun süre de bekleyebilirdik.
 

4-     Sizce Başbakan’ın bu görüşme talebini kabul etmesinde, ünlü isimler mi yoksa toplanan imzalar mı daha etkili oldu?
Olayı sadece ünlü isimlere bağlamamak gerekir diye düşünüyorum. Ünlü insanlar rol modellerdir. Herkesin  bu mücadelede yer  alabileceği  görevlerin  farklı alanlarda olduğunu düşünmek lazım. Yani birisi imza toplarken , diğeri konser yapabilir , diğeri hukuki bilgileri ve halkla ilişkiler çalışmalarında afiş yapar , bir diğeri dilekçe yazar , bir diğeri farkındalık çalışmaları ve eğitim çalışmaları yapar başkaları da bakımevlerini , yunus gösteri merkezlerini denetler. Bir diğer tercüme yapar.  Yani biz  Pazar günü başbakanlıkta masaya oturduğumuzda aslında altyapı yıllar öncesinden hazırlanmıştı. Kamuoyu belki bu işin son kısmını gördü ama bu  çalışmanın birkaç aylık çalışma ürünü olmadığını herkesin bilmesi lazım. Toparlayacak olursak herkesin çok büyük payı var. Kimi arka planda  çok çalıştı kimi ön planda kalarak. Ama doğru insanlar doğru yerlerden tutunca tamamının etkili olduğunu düşünüyorum.

 

 

 

5-     Sizleri kabul ettiği ve bu konu için 1.5 saat ayırdığı düşünüldüğünde Başbakan’ın da bir hayvan dostu olduğunu söylemek mümkün mü?
Hayvanlara kötü muamele kabahatler kanunu kapsamından çıkıp ceza yasası kapsamına girdiğinde , internet yasasında özellikle petshoplar ve hayvan dövüşleri nin yasaklanması ile ilgili somut değişiklikler  olduğunda ben o zaman daha rahat bir şekilde bunu söyleyeceğim. Şu anda hala temkinli olduğumu söylemeliyim. Parlementonun yoğun çalıştığını biliyoruz ama görüşme sonrası için de somut bir adımı da  muhakkak görmek istiyoruz.Fakat şunu önemle belirteyim ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hayvan haklarının başbakanlık katına çıkması , ciddi bir şekilde görüşülmesi ve çözüm önerilerinin bir ilktir. Sivil toplum örgütü başarısıdır.İnsanların çoığu bizi seçime alet olmakla suçluyorlar ama suçlayanların çoğu daha il çevre müdürlüğünün yerini , başvuracak makamların yerini bile bilmiyorlar. Oysa bu işte en sevindiğim taraf başbakanla  görüşmemizin diğer siyasi partilerce polemik konusu yapılmamış olması. Çünkü hepsi yaptığmız işin insan vicdanıyla bağlantılı , ahlaki bir duruş olduğunu biliyor. Çünkü yasalar kör , hayvanlar dilsiz. Onlar başka tanrının çocukları mı sanki ?
 

6-     Görüşme sırasında başbakanla ilgili düşüncelerinizde değişiklik oldu mu?
Deminde dediğim gibi birçok kişi bizim bir siyasi partinin seçim propagandasına alet olduğumuz yönünde başında ve sonunda eleştirdi. Halbuki biz kimsenin oyunu şuraya ya da buraya verin demek için gitmedik. Dili olmayan , kendisini savunamayan ve halen çok büyük işkenceler çeken hayvan dostalrımızın refahı ve yasalarla korunması için gittik. Devleti temsil eden en üst  makamlardan birine gittik. Oraya gittiğimizde hayvanseverleri temsilen değil hayvanları temsilen bulunuyorduk. Zaten başbakana da bizzat çekinmeden söyledim. “Kendi adıma asaleten onlar için de vekaleten buradayız “dedim. Tabii ki gülümsedi. Eğer bize randevu verildiyse ve yarım saat sürmesi gereken bir görüşme 1.5 saat sürdüyse problemin ne kadar ciddi olduğunun bir göstergesi olduğunun kanıtıdır bu. Başbakanın da olumlu yaklaşması bize umut verdi. Zaten daha önceden biz diğer muhalefet parti liderleri ile de görüşmüştük. Daha geçen yıl Kılıçdaroğlu ile bizzat mecliste görüştüm. Eğer o da basına yansısaydı bu sefer onu sevmeyenler bize saldıracaktı.   Aslında kimse muhalefet etmiyor bu yasa değişikliği taleplerimize. Hepsi durumun haklılığını anlatınca anlıyorlar. Biz bize fırsat verilmesini istiyorduk. Fırsatın verilmesi açısından çok sevindiğimizi söylemeliyim. Sadece medyada bunu defalarca anlatmak yetmiyor. Karar mekanizması parlemento. Bizim yasa değiştirme yetkimiz yok ama stık gücümüz var. Başbakan’ın da bu konuda bizleri dinlemesi ve söz vermesi katettiğimiz aşamalardan biriydi. Benim tahminim birkaç görüşme daha olduktan sonra bu işin sonuna geleceğiz. Ufukta ışık var gibi duruyor.  Seçim dönemine gelmemiz biraz şansızlık oldu ama suçlanacağımızı bile bile fırsatı da kaçırmak istemedik. Dolayısıyla seçimi kim kazanırsa kazansın tüm partilerin desteğini almış olduğumuzu söyleyebilirim. Kazananlar sonuçta hayvanlar olacak. Hayvanlar konusunda adaletin gözleri değil ama elleri bağlı. Biz o ellerin açılması için yardım istedik.
 

 

7-Hayvana şiddet ve tecavüzün suç kapsamına alınması konusunda Başbakan’dan bir söz aldınız mı?
Aslında hayvana şiddet ve tecavüzün suç kapsamında olmadığını , sadece kapalı alanda sigara içenle , sokakta nara atan adama verilen cezayla aynı olduğunu örneklerle ve somuta indirgeyince ve  tane tane anlatınca durumu daha iyi anladı.  Vehametin boyutunu o da gördü. Kaldıki sadece tek sorun bu değil. Savcıların böyle bir duyumu alır almaz şikayete bağlı olmaksızın re’sen soruşturma açabilmesi , petshop dükkanlarının fazlalığı , kısırlaştırma ile sokak hayvanlarının sorunun çözülemeyeceği , yunus parkalarının umut tacirliğine dönüşüp bilimsel gerçekliği olmayan sağlık kürlerini insanlara pazarladıklarını , Avrupa’daki tur şirketlerinin Türkiye’ye bu nedenle turizm boykotu uyguladığını , yurda binlerce kaçak hayvan girişi olduğunu anlattık Altın tozu serilmiş sahnenin ardındaki  acıyı anlattık. Ciddi bir rapor sunduk. Yani olay aslında sadece kedi köpeklerini seven bir hobisinin peşinde koşan insanların talebi gibi algılanmaması gerektiğini özellikle toplantının başında vurguladık. Hayvanseçerlerin hatalarının ya da seviyorum diyip başka insanlara rahatsızlık verdirmesi tabii ki konumuz değildi. Tarihimizdeki hayvan sevgisine ve merhametine dair örneklerle konuyu bütünlemek gerekiyordu. Konuyu bu şekliyle anlatınca sanırım O da , Kadir Topbaş da aydınlandı ve bu konuda söz verdi. Zaten niye vermesinlerki ? Bu işte herhangi bir ideoloji yok , menfaat yok , çıkar yok .  Aslında tüm partilerin üzerinde konsensus sağladığı ender konulardan birisi bu. Zaten önümüzdeki aylarda seçim dönemine gireceğimiz için HAYTAP olarak hayvan haklarının iyileşmesi konusunda  adım atmayan siyasilere oy vermeyin kampanyası başlatacağız. Daha önceki yıllarda belediye seçimleri öncesi de başlatmıştık Ancak önümüzdeki ay daha şiddetli olarak sesimizi duyuracağız. Tüm partilerin seçim taahütleri arasına hem hayvan hakları hem çevre hakları samimi somut projelerle gireceğini umut ediyoruz. Biz tüm siyasi partilerce verilen söze güvenmek istiyoruz ki zaten politikacılara sarsılan güven iyice yok olmasın.

7- Diğer Katılanlar İçin Ne söyleyeceksiniz ?

“Canım Ajda Pekkan’a o kadar çok teşekkür ediyorum ki süper star olduğunu bir kere daha kanıtladı. Bizleri kırmadı ve bu davaya inandığı için geldi. Onunla aynı masaya , inandığımız bir kutsal dava için oturmak bile benim için çok çok önemliydi. Sevgili Yonca Evcimik ise başından sonuna kadar bu davamıza inanan , bizlerin dernekler olarak birleştiğini duyunca ekranda ağlayacak kadar kendisini adamış dostumuz.  Ömür Gedik ise uzun süredir bizim en büyük destekçilerimizden bu konuda hep daha somut bir şeyler yapmak ve destek vermek için çırpınıyordu. Metin Özülkü’yü ve Burcu Güneş’i o gün orada tanımış olmama rağmen davetimizi kırmayıp gelmeleri ile bizleri yalnız bırakmamaları en büyük destekti.  Onlar olmasa bir hukukçunun orada tek başına konuşması açıkçası yavan bir toplantı olacaktı. Tuna Arman’ı söylememe gerek yok onun cesaretli adımıyla bu konudaki alev hep harlı kalmaya devam etti. “

7-     Siz de yapılan bu görüşmenin hayvan hakları mücadelesinde önemli bir adım olduğunu düşünüyor musunuz? Bu görüşmeden sonra neler değişecek?
Hem de nasıl. Çoğu hayvansever daha belediye başkanının huzuruna çıkamazken biz başbakanlığa kadar çıktık. Eğer bir bilgi birikimi , istikrarlı ve sürekli çalışma olmasa kim sizi dinlerdi ?  Kim olursa olsun bilgiye , efendiliğe , kültüre saygı gösterir. Kabahatler kanununu iki haftadır değil yıllardan beri söylüyoruz. Petshop gerçeğini , musluğun vanadan kapatılmasını yaptığmız onlarca kampanya ile 2005lerden beri anlatıyoruz . Hayvan bakımevlerinde yaşanan dramları , suçu olmayan bizlere tanrı tarafından emanet edilen hayvanların zehirlendiğini , beleidyelerin bütçelerine hayvan öldürmek için kaynak koyduğunu dünden beri söylemiyoruz ki. Kaldıki hukuk bu işin sadece bir adımı. Biz aynı zamanda eğitim çalışmalarına , halkla ilişkiler çalışmalarına ,saha çalışmalarına , medya ilişkilerine çok önem veriyoruz. Yani hepsi bütünün bir parçası. Biri olmadan diğeri eksik kalır.

Diğer yandan Dolmabahçe görüşmesinin  ileriye adım atabilmemiz açısından çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Ama temkinliyim. Çünkü gerçekçiyim. ne zamanki parlementoda tüm milletvekillerinin eli kalkacak ve ben onları kendi gözümle görüp yasanın resmi gazetede kırpılmadan istediğimiz gibi çıktığını göreceğim o zaman zaten kendimi bu işten emekli ederim. Bizlere güvenen onca derneği , gönüllüyü temsilciye vermiş olduğum sözü tutmuş olurum. Eğer ki bir şey değişmezse ve siyasilerce aldatıldığımızı düşünürsek , kaldığımız yerden aynen devam ederiz. Çünkü sivil toplum örgütü mücadelesi birkaç yıllık bir çalışma değildir. .HAYTAP 2008 yılında kuruldu.keşke 1950lerde kurulsaydı da bugün çok daha ilerde olsaydık. Avrupa bize dayatmadan biz kendi dinamiklerimizle kendi gerçeklerimizle bu yasayı değiştirelim , hayvan hakları ve refahı konusunda gerekli adımları bu ülke gerçeklerine göre yapalım. 2008!den bu yana kısa zamanda gelinen aşama çok çok büyük. Bunda örgütlü çalışmayı benimseyen mutfakta çalışan sayısız arkadaşlarımızn ve tutarlı derneklerin katkısı çok fazla Biz sadece bu zamana kadar kaybedilen zaman gereği ivmeyi hızlandırıyoruz , uygar ülkelerle aramızdaki farkı kapatıyoruz. Tek korkum  bu kadar çalışmadan sonra para cezalarının artırılması ya da belirlemiş olduğumuz cezaların CMUK gereği iki yıl altında kalması. Eğer öyle olursa hayvanlara kötü muamele eden insanların sabıkasına bu adi suçun  işlenmesi yolunda da adım atamamış olacağız. İki yılın altındaki tüm cezalar CMUK gereği hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına neden oluyor. Dağ fare doğurmasın diye tüm mücadele.

Hayvan hakları için bir ilk gerçekleşti

Sonunda oldu. Sokak hayvanlarının sesini en yüksek makama, başbakana duyurdular. Sivil toplum temsilcileri ve ünlü sanatçılar bir araya gelip başbakanın yoğun gündemi arasına girmeyi başardı

Hayvan dostu ünlüler, sivil toplum temsilcileri ve Başbakan, geçen pazar günü Başbakan’ın Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde 1,5 saat boyunca sadece kimsesiz hayvanları, çektikleri acıları ve yapılması gerekenleri konuştular. Bu görüşme, Türkiye’deki hayvan hakları mücadelesi açısından çok önemli bir adım olarak tarihe geçti. Oyuncu Tuna Arman, 2010 Ağustosu’nda başlayıp ekime kadar Taksim’de hayvanlar için oturma eylemi yaptı. Hayvana şiddet ve tecavüzün suç kapsamına alınması için bir imza kampanyası başlattı. Onun eylemine ünlü ünsüz binlerce kişi destek verdi. Sadece İstanbul’dan değil, Türkiye’nin 38 ilinden ve üç ülkeden 250 bin imza toplandı. Bu imzalar 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde bizzat Tuna Arman tarafından Ankara’ya götürüldü ve Adalet Bakanlığı’na teslim edildi. O günden sonra Meclis’le, hayvan severler arasında bir diyalog başladı. Bu arada yine bir başka sanatçı Yonca Evcimik de en az Tuna Arman kadar kararlı bir şekilde konunun üstüne gitti. ’Başbakan’dan randevu alacağım,’ dedi, bunun için çok uğraştı ve sonunda amacına ulaştı. HAYTAP Federasyonu da diğer kollardan hükümet yetkilileriyle görüşmeler yapıyordu. HAYTAP Başkanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat ’hayvana şiddet’e hayır’ çalışmasının çok uzun yıllardır devam eden bir sivil toplum örgütü çalışması olduğunu söylüyor: Bir bütünlük arz etmeden de belki Başbakan’a ulaşabilirsiniz ama o çalışmalar hep saman alevi gibi günübirlik yanıp sönmeye mahkum olur. Bu görüşme için sevgili Yonca Evcimik uzun süredir çalışıyordu ve sanırım başbakanlığa durumun toplum sağlığı ile ilgili hassasiyetini de belirtmemiz ve başvurmamız üzerine 15 -20 gün içinde geri dönüş geldi. Ancak kamuoyunda uzun yıllara yayılan bir hassasiyet oluşturulmasaydı sanırım daha uzun süre de bekleyebilirdik. Herkesin çok büyük payı var. SOMUT BİR ADIM GÖRMEK İSTİYORUZ
Başbakan’la görüşmenin olumlu geçip geçmediğini sorduğumuz Şenpolat bu soruyu şöyle yanıtlıyor: Hayvanlara kötü muamele Kabahatler Kanunu kapsamından çıkıp Ceza Yasası kapsamına girdiğinde, ’petshop’lar ve hayvan dövüşlerinin yasaklanması ile ilgili somut değişiklikler olduğunda ben o zaman daha rahat bir şekilde olumlu diyeceğim. Şu anda hâlâ temkinli olduğumu söylemeliyim. Parlementonun yoğun çalıştığını biliyoruz ama görüşme sonrası için, somut bir adımı da muhakkak görmek istiyoruz. Fakat şunu önemle belirteyim ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hayvan haklarının Başbakanlık katına çıkması, ciddi bir şekilde görüşülmesi ve çözüm önerileri bir ilktir. Sivil toplum örgütü başarısıdır. BAŞBAKAN’IN OLUMLU TAVRI UMUT VERDİ
Şenpolat görüşmeyi şöyle özetliyor: Biz oraya dili olmayan, kendini savunamayan ve büyük işkenceler çeken hayvanların refahı ve yasalarla korunması için gittik. Zaten başbakana da bizzat çekinmeden söyledim. ’Kendi adıma asaleten, onlar için de vekaleten buradayız,’ dedim. Tabii ki gülümsedi. Eğer bize randevu verildiyse ve yarım saat sürmesi gereken bir görüşme 1.5 saat sürdüyse, problemin ne kadar ciddi olduğunun bir göstergesidir bu. Başbakan’ın da olumlu yaklaşması bize umut verdi. Benim tahminim birkaç görüşme daha olduktan sonra bu işin sonuna geleceğiz. Ufukta ışık var gibi duruyor. Zaten daha önceden biz diğer muhalefet parti liderleri ile de görüşmüştük. Daha geçen yıl Kılıçdaroğlu ile bizzat Meclis’te görüştüm. Aslında kimse muhalefet etmiyor bu yasa değişikliği taleplerimize. Hepsi durumun haklılığını anlatınca anlıyorlar. Görüşmede bulunanlardan biri de oyuncu Tuna Arman. Taksim’deki oturma eylemi sırasında 50 gün boyunca sokakta anlattıklarını Başbakan’a da anlatabilmenin mutluluğunu yaşıyor Arman: Üstelik sadece hayvana şiddet konusu değil, petshoplar, hayvan kaçakçılığı, barınaklar, kısırlaştırma, yunus parkları, sirk sorunları, katliamlar gibi sorunlar da konuşuldu. Hepimizi dinledi ve gerekenlerin yapılacağı sözünü verdi; oğlunun köpeğiyle olan durumunu anlattı. ’Yaradılanı severim yaradandan dolayı,’ dedi. Gözlerinde gördüğüm, bu konuda yardım edeceğiydi. Tabii ki ülkenin çok büyük sorunları var ama ’Ben bir anne olarak çocuğumun bu sapıklarla aynı yolda yürümesini istemiyorum,’ dediğimde gözlerinde gördüğüm duygu doğru yolda olduğumuz yönündeydi. Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı sunduğumuz madde üzerine bilgi verdi ve Adalet Bakanlığı’ndaki aşamayı anlattı kendisine.Hayvan değil toplum sorunu
Sanatçı Yonca Evcimik ise bu görüşmenin gerçekleşebilmesi için en çok emek sarf edenlerden biri olmuş. Bunu yapabileceğime inandım ve hiç pes etmeden ne gerekiyorsa yaptım, diyor şunları söylüyor: Senelerden beri bu konuyla ilgili uğraşıyoruz. Kimi zaman bireysel olarak kimi zaman derneklerle birlikte çalıştık. Fakat bu çabalar boşa gidiyor ve hiçbir sonuç alınamıyordu. Bence en büyük gelişme birçok vakıf ve derneğin HAYTAP çatısı altında toplanmasıyla oldu. HAYTAP artık bir federasyon oldu ve bu benim için çok önemliydi. Sonra Ağustos’ta Tuna Arman imza kampanyası başlattı. Ben oraya da destek verdim. Gittim ve imza topladık. O dönemde ben ’belediye bazında ne yapılabilir?’ diye düşündüm. AK Parti İl Başkanı Aziz Babuşcu’dan bir randevu aldım. Gittim görüştüm, sonra onlar beri davet ettiler tekrar. Yol gösterdiler. Özel kalem müdürleriyle görüştüm. Geçtiğimiz Pazar günü için cevap geldi. Görüşme benim umduğumun çok üstünde geçti. Üç ay içinde böyle bir görüşmenin olması bir mucizeymiş, öyle dediler. Resmin genelini göstermeye çalıştım. Bunun sadece hayvan değil bir toplum sorunu olduğunu anlattık. Amerika ve Avrupa’da yapılan istatistiklerde hapishane ve akıl hastanelerinde tecavüz suçlularının çocuk yaşta hayvanlara işkence edenler olduğu kanıtlanmış. Başbakanımıza çok teşekkür ediyorum. Çok önemli devlet meseleleriyle uğraşırken bizi de dinledi ve söz verdi. Ben öyle tanımıyordum. Hayvan sevgisi olduğunu, çevresindeki hayvanları anlattı. Bu işin arkasında olacağını söyledi.

Röportaj : Neslihan Tunç

Sabah

26/02/2011

http://www.sabah.com.tr/Cumartesi/2011/02/26/hayvan_haklari_icin_bir_ilk_gerceklesti

  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti
  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti
  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti
  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti
  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti
  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti
  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti
  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti
  • SABAH- Hayvan Hakları İçin Bir İlk Gerçekleşti