BASINDA HAYTAP

Hayvanları ’koru-MA’ kanunu!

  • A+
  • A-

İstanbul Barosu, AB zoruyla çıkartılan Hayvanları Koruma Kanunu’nun hayvanları korumaktan çok uzak olduğunu söylüyor…

Hayvanları “koru-ma” kanunu!İstanbul Barosu, AB zoruyla çıkartılan Hayvanları Koruma Kanunu’nun hayvanları korumaktan çok uzak olduğunu söylüyor…İstanbul Barosu hayvanlara yönelik suçların Kabahatler Kanunu’ndan çıkartılıp Ceza Kanunu kapsamına alınmasını istiyor.Hayatımıza AB zoruyla giren bazı yasa ve yönetmeliklerin, “gönülsüz yenen aş” misali kimseye bir hayır getirmediğine zaman zaman tanık oluyoruz. Bu zoraki yasal düzenlemelerden biri de 24 Haziran 2004’te çıkarılan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu… Konuyla ilgili tarafların fikrine pek başvurulmadan AB baskısıyla apar topar çıkartılan yasanın hayvanları korumaktan çok yapılan işkencelere göz yumma amacı taşıdığı belirtiliyor..
Avrupa ülkelerinde daha çok “Hayvan Hakları Kanunu” olarak anılan bu düzenleme Türkiye’de “Hayvanları Koruma Kanunu” olarak adlandırılıyor. Adlandırmadaki bu fark, hayvanları bu dünyada insanlar kadar yaşam hakları olan canlılar değil de korunması gereken ”mallar” olarak görülmesinden kaynaklanıyor. İsminden başlayarak tamamıyla yanlışlıklarla dolu olduğu söylenen yasa, kısaca HAYTAP üyeleri tarafından değiştirilmek isteniyor.“5199 defa hayır”5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun hayvanları korumadığını ve değişmediği takdirde vahşetin artarak devam edeceğini söyleyen İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı ve HAYTAP Hukuk Danışmanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat, bu yasaya “5199 defa HAYIR” dediklerini vurguluyor..
5199 sayılı yasaya göre Ceza Kanunu’nda değil Kabahatler Kanunu’nda yer alan hayvana işkence etmek, tecavüz etmek, gözünü oymak gibi eylem sahipleriyle yasak yerde sigara içenlere aynı cezanın verildiğine dikkat çeken Şenpolat, “Bir canlıyı parçalayarak öldüren insanlar, anne köpekleri süt emen yavruları ile birlikte canlı canlı toprağa gömerek öldüren belediyeler, maalesef hiçbir şekilde ceza almıyorlar”diyor. Bu eylemlerin 250 YTL gibi cüzi bir yaptırımı olduğunu söyleyen Şenpolat, bunun da ancak şikâyet üzerine verilen bir ceza olduğuna dikkat çekiyor: Yani hayvana işkence yapan birinin ya bu işi aleni bir şekilde yapıp bunu gören birinin şikâyeti üzerine yakalanması, ya da hayvanın dile gelip bunu ona kimin yaptığını söylemesi gerekiyor.Hayvanlar bu şekilde işkencelere maruz kalırken belediyeler başta olmak üzere çeşitli kamu kurumlarının da bu işi bir rant kapısı haline getirmeleri de işin başka bir boyutu. Para üzerine dönen ölüm zincirinin yurtdışında 20 dolara üretilen hayvanın kaçak Türkiye’ye getirilmesi ve 1000 dolara pet marketlere satılmasıyla başladığını anlatan Şenpolat, bu zincirin pet marketlerden barınaklara, oradan da devletin sokak hayvanlarının itilafı için taşeron şirketle para karşılığı anlaşması ile devam ettiğini ve asıl sorunun “para ve devlet” olduğunu söylüyor.İnsan öldürmenin yalnızca bir adım gerisi“Hayvan öldürmekle insan öldürmenin arasında sadece bir adım olduğu, bugün hayvana yapılan eziyetin yarın aynen insana yapılabileceği unutuluyor ve potansiyel suçlularla aynı ortamda yaşamamız isteniyor” diyen Şenpolat, insanların kendilerine “bir hayvana tecavüz etmiş biriyle aynı otobüsü paylaşmak ister miyim?” diye sormalarını istiyor.
“Hayvana fena muamele bir erken uyarı işareti olarak değerlendirilmeli ve daha çocukken engellenmelidir” diyen Adli tıp uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy da, hayvana şiddet olan yerde insana da şiddet olacağının altını çiziyor. “Her sigara kullanan mutlaka esrar kullanacak diye bir şey yok, ama her esrar kullanan mutlaka sigara kullanmıştır” diyen Atasoy, Hayvan Hakları Kanunu’nun Ceza Kanunu’nda yer almasının “Gasp, kundaklama, tecavüz ve adam öldürme” gibi suçlar için bir suç önleme stratejisi olabileceğini öne sürüyor. Kriminolojide bir kere suç işleyenin tekrar suç işleme olasılığı hiç işlemeyenden daha fazladır düşüncesinin kabul gördüğünü söyleyen Atasoy, yakalanan seri katillerin çoğunluğunun küçükken hayvanlara işkence ettiklerine hatta öldürdüklerine dikkat çekerek şu örnekleri sıralıyor:- Vincente Verzini: Önceleri kedileri boğan Verzini bir İtalyan kasabasında 12 kadını öldürdü.
- Peter Kürten (Duesseldorf Vampiri): 50 kişiyi içeren cinayet listesine ulaşmadan önce köpeklere ve koyunlara tecavüz etti.
- Sakakibara: Daha önce kedi ve güvercin boğan Sakakibara,15 yaşındayken 11 yaşındaki Jun Huse’nin başını gövdesinden ayırdı.
- Richard William Leonard: Eskiden kurbağaları ezen ve araba motorlarına kedileri bağlayan Leonard 2 eşini de öldürdü.
- Jeffrey Dahmer: Çocukken çok sayıda kediye otopsi uygulamış olan Dahmer, 17 erkeği öldürdü, tecavüz etti, iç organlarını çıkardı ve yedi.
- Albert de Salvo (Boston Canavarı): Küçükken köpek ile kediyi aynı kafese koyan, aç bırakan ve sonrasında onları izleyen Salvo sonrasında 13 kadın öldürdü.Tek çatı altında birleşmeVar olan Hayvanları Koruma Kanunu’nun değişmesi için bütün barınakların, hayvanseverlerin tek çatı altında birleşmesi ve bir güç oluşturması gerektiğini söyleyen avukat Kemal Şenpolat, bu insanlık dışı suçlara seyirci kalmamak ve o ağzı dili olmayan hayvanları işkenceden kurtarmak için herkesi “İşkencenin kabahat değil suç olması gerektiğini” onlarla birlikte haykırmaya çağırıyor. Şenpolat, alternatif bir yasa hazırladıklarını ve bunun için duyarlı insanlardan destek beklediklerini dile getirirken Sanatçı Leman Sam, “insan olan insanın yapması gereken tek şey vardır o da empati kurmak” diyerek, HAYTAP’a destek veriyor.Siz de  HAYTAP’a; www.haytap.org web sitesinden ulaşabilir, toplantılara ve organizasyonlara katılabilir, soru ve önerilerinizi bildirebilirisiniz.Kaynak :
MEDYAKRONiK / YAŞAM
Ayçin Kırbaş
akirbas@medyakronik.com
  • Hayvanları ’koru-MA’ kanunu!
  • Hayvanları ’koru-MA’ kanunu!
  • Hayvanları ’koru-MA’ kanunu!