DON KİŞOT’UN KÖŞESİ

Hayvanseverler Tarım Bakanlığının Gönüllü Neferi mi ?

Çok iddiali bir cümle.

Hani şu malum bakanlık. İnsan merkezli olarak tüm konulara yaklaşımı.  Hele ki söz konusu hayvanlar olduğunda .

Onlara sadece etinden , sütünden , tüyünden , yününden , postundan  yararlanılması için fetva veren ve uygulayan bakanlık !

Ne gariptir ki hayvan severlerimiz ise bu bakanlığa gelebilecek tüm saldırıları cesaretle , azimle , büyük bir şevk ve sebat ile yıllardır göğüslüyor !

Sokaklarımızda hayvan olmaması , 3285 i insan sağlığını bahane ederek doğrudan insafsızca uygulayan da yine bu bakanlık

Ülkeye hayvanların girişi çıkışı, hatta o malum kanlı pazara davet çıkaran petshoplara izin veren kurum da yine bu tarım bakanlığı.

Daha da ileri gideyim örneğin şu malum yunus parkları...onların izni de yine bu bakanlığa bağlı.

Onları denetlemeyen de yine bu bakanlığın il müdürlükleri , teşkilatları.

Yurda kaçak yoldan giren geyiklerin  durumu sorulduğunda “geyik” yanıt verip sürmanşetlere çıkan da bu bakanlık.

Gelgelelim sokaktaki bir hayvandan rahatsız olunduğunda şikayet edilen yer neresi ? belediye...daha iyi ihtimalle derneklerde ya da barınaklarda gönüllü olarak çalışan orada telefonlara bakan gönüllülerimiz..canlarımız ..ciğerlerimiz..kadınlarımız..

Şikayetlere karşı nasıl yanıt veriyor bu gönüllüllerimiz :

5199 sayılı koruma yasası var..o hayvan orada bulunacak , kısırlaştırılıp aşılandıktan sonra dahi orada yaşamak zorunda. yasa böyle emrediyor..siz ne kadar şikayet ederseniz edin o hayvanın da yaşama hakkı var

Peki , hayvandan nefret eden  hiç yasa ya da tasa dinler mi ?

Çekiyor vuruyor , zehirliyor ya da belediyeye söylüyor ormana attırıyor. Üstelik o bölgede yaşayan gönüllü korumacı arkadaşları da suçluyor  siz havyanseverlerin yüzünüzden oluyor bütün bunlar diyor..

Bizimkiler az ise sus pus.

Ya da kendine ve ekibine güveniyorsa cengaverce mücadele ediyor ..bir hayvan daha kurtarsak kârdır diyor.

Oysa hayvan bakımevleri de artık doldu...sadece İstanbulda 41 barınak oldu...giderek çoğalıyor....Büyükçekmece 3000 , Yedikule ikibin , diğer barınaklar binlere yaklaştı...barınak kapasiteleri de doldu...yer yok...nazi kampı gibi...açlık soğuk sefalet kafesler ve fayanslar...

Olmuyor...hepsi işkence ile insan merhametsizliğii ile can çekişerek ölüyorlar

Ama asıl suçlanması gereken kim ?

Petshoplara , iki saatlik seminer sonrası verilen izin sonrasını denetlemeyen ,yurtdışından kaçak  hayvan girişlerind aynı hassasiyeti göstermeyen , söylediğimiz zaman bizleri küçümseyen ,  vergilerimizle yaşayan tarım bakanlığı !

Üretim çiftliklerini denetlemeyen , internet üzerinden cins havyan eşleşmelerine göz yuman , satışlarına gözlerini kapayarak hayvanların çoğalmasına neden olan yine aynı bakanlık...!

Peki hayvan istemeyen kime rücu ediyor ?

mahallenin kedi köpek perest delisine ya da o bölgenin derneğine , gönüllüsüne !

Çünkü ihbar eden , tarım bakanlığı bilmez ki ...tanımaz ki !

Madem derneksiniz çözün sorunu diyor. Devletin çalışması gereken kurumunu bilmez , ona fırça atmak yerine derneklere , hayvan hakkı savunucularına yüklenir. Çünkü daha kolaydır. diğer türlü telefon açsa oradan oraya bağlanmaktan , bilgisiz ilgiliyi bulmaktan ya da yazdığı yazıya diplomatik yanıt almaktan ötesini göremez.

Bu hayvanların bu şekilde kontrolsüzce üremesine neden olan ,  yunus parklarına izin veren , hayvanat bahçeleri için orman bakanlığı ile koordineli çalışmayan , gümrük müsteşarlığı ile ortak projeler üretemeyen , kısırlaştırmayı teşvik için halkla ilişkiler çalışmalarını onlarını öldürmek için harcadığı çaba kadar sarfetmeyen ,  hayvan hakları savunucuları mı  yoksa bu yetkililerini kullanmayan devlet gücü elinde olan  bakanlık mı ?

Yaptırımların yetersiz olduğunu bildiği halde hükümete baskı yapmayan bu bakanlığın  bürokratları değil mi ?

Peki bu durumda hayvan sevmeyen kişinin , sokaklarında hayvan istemeyen  belediyelerin aslında kime kızması lazım ?

Tabii ki de bu bakanlığa ve il müdürlüklerine .

Ama şikayetçiler  ne yapıyorlar

Hayvan hakkı savunucularına çözüm üretmeye  çalışan federasyonumuza severlere  kızıyorlar..gazetelerde formdan düştüklerinde sataşmak için hayvan korumacıları seçiyorlar...reyting yaptıktan sonra hayata kaldıkları yerden devam ediyorlar..

Biz tarım bakanlığının gönüllü neferiyiz..onlar çaylarını içiyorlar..akşam 17’de gelecek servis için kollarındaki saate bakıyorlar....gün içinde de gelen giden evrakı imzalayıp  , mühürleyip , havale ediyorlar..

Halbuki asıl suçlamaları onlara yönlendirmemiz gerekirken , şikayetçileri buralara baskı yapması için yönlendirmemiz gerekirken  onların görev ihmalini , onların yapmadıkları işler nedeniyle meydana gelen kaosu çoktaaaaaaaaaaaann üzerimize alıyoruz...

Göğsümüzü açmışız onlar adına ......sevgi duygusu olmayanlara karşı , merhametten bihaberlere karşı , yüreği hiçbir zaman yumuşamayacak olan memur yerine ön cephede savaşıyoruz. Şikayetleri devletin ilgili makamına yönlendirmelerini bile söyleyemiyoruz. Bizim teleofnlarımız onlarınkinden daha fazla çalıyor , onlardan daha fazla dilekçe yazıyoruz ,çözüm üretiyoruz , halkla ilişkiler çalışmaları ve eğitim çalışmaları yapıp daha fazla halka iniyoruz.

Şikayetçiye asıl sorumluyu göstermiyoruz. Çünkü onlar rahat rahat otursunlar , nasıl olsa bu konuda çalışan sivil toplum örgütleri var.

İşte onun için yıllardır diyorum bizler tarım bakanlığının gönüllü neferleriyiz Bakanlıktakiler , il tarım müdürlüğündekiler , çevre müdürlüğünde çalışanlar hiç ama hiç endişelenmesinler. Biz 24 saat onlar adına gelen şikayetleri savuşturuyorz , çözüyoruz , çalışıyoruz.

Canla başla.

Farkında değiller belki ama yıllardır onların gühahını temizliyoruz...

 19/01/2008

Hürriyet gazetesi sür manşet haberi 

  • Hayvanseverler Tarım Bakanlığının Gönüllü Neferi mi ?
  • Hayvanseverler Tarım Bakanlığının Gönüllü Neferi mi ?
  • Hayvanseverler Tarım Bakanlığının Gönüllü Neferi mi ?