DON KİŞOT’UN KÖŞESİ

Onlar Başka Tanrı’nın Çocukları mı ?


15 Ekim 1978’de Paris UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisinin birbirinden güzel maddeleri arasında en sevdiğim maddesi 2. maddesidir. O kadar güzel kaleme alınmıştır ki tüm ahlaki değerleri , hayvan dostlarımıza karşı tüm naif duygularımızı barındırır :

“Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.”

Tam 30 yıl önce imzalanan , Hayvan Hakları Evrensel bildirisinden bugüne kadar ülkemizin sınıfta kaldığını itiraf etmemiz gerekir. Maalesef hayvanat bahçelerinde hayvan dostlarımıza yaşattığımız işkenceden , barınak adı verilen ölüm kamplarına dönüşen beton ve fayansa gömülü yerlere , belediyelerin halen devam eden insafsız ve çaktırmadan zehirlemeleri ve ormanlara atma çabaları da eklenince el birliği ile aslında bu muhteşem canlılara onlara ne saygı gösterdiğimiz ne de bilgilerimizi onların hizmetine sunduğumuzu gösterir.

Hata belki de , onlar bizim dostlarımız olduğu halde , onları sanki hep başka tanrının çocukları imiş gibi değerlendirmemizden sanki kaynaklanır. Hepimiz aynı tanrının evlatları olmamıza rağmen , avantajlı tür olmanın yaratmış olduğu bu ayrıcalıklar maalesef  “önce insan , önce biz “   bakış açısı nedeniyle hep yara almaktadır.

Oysa onların da  var oluşları zaten haktır.  Her ne kadar pratikte uygulamaya geçmese de yasalarla da  eziyet görmeme hakları olduğu bile kabul edilmiş olsa da onların doğuştan gelen yaşama haklarına saygı esastır.  Burada söz konusu olan sadece evlerimizdeki kediler köpekler değil , bir faytonu çekmeye çalışan zavallı atlardan tutun , yük taşımakta zorlanan eşeklere ,  yunus parklarında bizleri eğlendirmek adına eziyet altına yaşayan deniz memelilerine kadar hatta doğal alanlarını yok edip imara açtığımız yeşil alanlarda kendilerine müdahele ettiğimiz tüm yaban hayatı faunasındaki canlar olduğunu kabul etmemiz gerekir.

O zaman dönüp kendimizi sorgulamamız  , kendimizle hesaplaşmamız gerekir . Eğer biz onları  hala   dilimiz varmasa da söylemeye başka tanrının çocukları olarak kabul edeceksek ise , Hz Nuh Peygamber biz onlara eziyet edip sömürelim , işkenceler çektirelim ve bu dünyada birazcık yaşam alanını onlara çok görelim  için diye mi büyük tufandan kurtarmıştır ?

 

HABERTURK GAZETESİ

EKİM 2009

 

 

  • Onlar Başka Tanrı’nın Çocukları mı ?
  • Onlar Başka Tanrı’nın Çocukları mı ?