DON KİŞOT’UN KÖŞESİ

Kentlerimize Artık Kadın Eli Değmeli -Cumhuriyet

  • A+
  • A-

Türkiye’nin kentleşmesi özellikle son 50-60 yıllık süreçte  birbirinin tıpkı aynısı olan , çirkin binaların  yığıldığı , kooperatif beton bloklara mahkum , ruhsuz ve korkutucu devlet binalarından oluşuyor.

Bu kentlerin nerdeyse tamamında   herhangi bir estetik güzelliği , kültür ve uygarlık birikimi olmayan , ana meydanlarının bile olmadığı ya da özgün mimari örneklerinin yok edildiği , müzelerinin , yeşil parklarının bile yaşayan tüm canlılara lütuf olarak sunulduğu tek tip sıkıcı heyecan vermediğini görüyoruz.

Farklı kentlerin kartpostallarına bile baktığınızda birbirleri arasında herhangi bir farkı göremediğiniz kasabadan hallice büyük yerleşim yerlerinden oluşuyor. Acıdır ki biz buralara  şehir dendiğini sanıyoruz. Bu şehirlerki , içinde ne bisiklet yolları , ne bilim müzeleri , ne birbiri ile koordinasyonu olan toplu ulaşım araçları , ne … var. Kaldırımları bile tek tip sarı beyaz olarak boyanıyor. Çıkabilmek için merdiven dayamak bile gerekiyor.

Sokak isimlerinin bile her seçim seçilen kişinin dünya görüşüne göre zırt pırt değiştirildiği bir geleneğe sahip şehirleşme. Belediye başkanlarını ve meclis üyelerini asıl motive eden kilit kelime ise yetkiyi ele geçirdikten sonra imar planlarında gelişigüzel oynayıp ciddi rantlar elde etmek ve bir yolunu bulup denetimden kurtulma güdüsü.

Bu seçim yine bir fırsat var ve benim gönlümden asıl geçen CHP’nin özellikle garanti olarak kazanacağı düşünülen tamamında kadınların aday olarak gösterilmesi. Örneğin İzmir’in büyükşehir belediye başkanlığı da dahil olmak üzere tüm ilçelerinde kadın aday gösterilmesi çok mu hayalciliktir ? Belediye başkanı ya da meclis üyesi olmak için deneyim bile gerekmiyor.

Biraz siyasi yanınız , biraz da şark usulü kurnazca iş bitiriciliğiniz , pasifte duran kişiyi eziciliğiniz sizi bu göreve getirdiğini hepimiz biliyoruz.  Yani bu işin okulu , bilimselliği , kent plancılığı bizim topraklarda daha uzun yıllar uzak kalacağı bu arabesk bakış açısıyla ile kesin.

Istanbul’da Kadıköy , Şişli , Beşiktaş , Bakırköy gibi ilçelerde , Ankara’da Çankaya’da kadın aday olması çok şık olmaz mı ?

Hatta bu durum cihana bile bir duruş sergilemek olmaz mı ?

Gerçi bu ülke Tansu Çiller gibi , Gülay Atığ gibi çok yanlış örnek gösterilebilecek kadınları da yetkili makamlarda görmüştür. Bu tipten sırfkadın olsun da ne olursa olsun cinsiyetçiliğine girilmeyecek aklın zaten partinin yetkili organlarında olduğunu tahmin ediyorum.

İzmir gibi büyük bir kentin bir Sydney opera binası gibi kent sembolü haline gelmiş opera binası olamaz mıydı ?  Kimi kentleri elinde bulunduran sosyal demokrat partilerin gösterişli özgün mimarili kentin sembolü olan kütüphaneleri , müzeleri şimdiye kadar inşa edilemez miydi ?

Ben artık kadın elinin bir evin düzeni gibi kentlere değdiğinde erkek eliyle zaten dağıtılmış , hor görülmüş

kentli yaşamının ne  olduğunu hala anlayamamış erkek adaylara karşı çok ciddi bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Sosyal demokrat partilerden parti kotasının da ötesinde inisyatifini kullanarak Atatürk Cumhuriyetine , devrimlerine yakışır , bilime inanan, kültüre inanan , sanat dolu kent planması bilinci ile on yıllarca sonrasını görüp hesap yapabilecek kadın ellerinin değmesini bekliyorum.

Bu seçimlerden sonra elindeki parayı en iyi kullanacak  kentleri evimizin içi gibi temiz , estetik yapacak ,sanata kültüre boğacak , trafikte insanca ve uygarca yaşamamızı sağlayacak , imar baskısı kalmayacak kişilerin kadın da olduğunu görüyorum.

Ahmet Kemal Şenpolat

HUKUKÇU

Bu yazı 15/11/2013 tarihince Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/9461/Kentlere_Kadin_Eli_Degmeli.html

  • Kentlerimize Artık Kadın Eli Değmeli -Cumhuriyet
  • Kentlerimize Artık Kadın Eli Değmeli -Cumhuriyet
  • Kentlerimize Artık Kadın Eli Değmeli -Cumhuriyet